Günler süren araştırmalarımla , yurt dışına 3 aylık bebekle gidilir mi gidilmez mi bir  türlü karar veremedim.Çünkü bazı yorumlar gidilmemesi yönündeydi.Ayrıca aile ve çevre de bu tatile çok sıcak bakmamıştı. Ama gezgin yönüm ağır basıp gözümü karartarak ,en kötü senaryonun ne olabileceğini ve sonuçlarını düşünerek gitmeye karar verdim.Aklımda görmek istediğim bir kaç şehir vardı ve bunların içinden Viyana’ya karar verdim. Viyana’ya kadar gitmişken de Slovakya’nın başkenti Bratislava ‘nın da görülmesi gerektiğini düşündüm. Sonunda biri 11 yaşında diğeri 3 aylık bebekle düştük yollara.

İlk önce şunu söylemem gerekir ki iyi ki de bu tatili ertelememişim. Çünkü  sadece emen , henüz yemek yemeyen ,yürümeyen, konuşamayan bir bebekle gitmek çok kolaymış.Sadece gitmeden önce yanımıza alınacaklar listesini çok iyi tasarlamak gerekiyor. Kıyafetler, bez paketi,ıslak mendil, alt değiştirme bezi, ateş ölçer,ateş düşürücü şurup,burun damlası, fitil, puset (bizimki ana kucaklı ) , puset yağmurluğu, pusetin üzerini örtmek için delikli ince battaniye, battaniye , çarşaf (oteldekileri kullanmadık) vb. Birazda insanın kendi kullandığı ve bebeğinin kendi alışkınlıklarına göre liste yapması gerekiyor. Örneğin bizimki emzik ve biberon kullanmadığı için yanımıza almadık.

Vize ve pasaport için: Önce pasaport çıkartmak ve vize almak için resim çektirmek gerekiyor. Fotoğrafçıya  giderken yanınızda beyaz örtü getirmek gerekli. Böylece ilk vesikalık fotosunu da çektirmiş oluyorsunuz. Pasaport ve vize için bebeği de yanınızda götürüyorsunuz.Hem anne hem baba yanında olduğunda noterden muvafakatname  almak gerekmiyor.

Orada ne yaptık neler yaşadık? Her yerde rahatlıkla emzirdim. Saray bahçesi ,müze restoranı,bahçe, sokak demeden uygun bulduğum yerlerde emzirdim. Bir zaman sonra çevrede aynı şekilde davranan insanlara rastlayıp rahatlıyorsunuz.Çünkü yabancılar rahatlıkla bebekleriyle geziyor ve emziriyor. Alt değiştirme odalarının ,gittiğimiz müze saray vb. ortamlarda içeri girmeden önce nerede olduklarını öğrendik. Bazı yerlerde engelli tuvaletinin içine değişim ünitesi koymuşlar.

Pusetin üstünü ,iç mekanlarda klimadan , mikroptan etkilenmesin diye delikli battaniye ile dışarıda  rüzgardan,soğuktan ,yağmurdan korumak için puset naylonu ile örttük.

683

 

Metroda yürüyen merdivenler yerine asansöre bindik. Saray, müze gibi yerlerde puset için görevliler yardımcı oluyor.Gerekirse ayrı bir bölümden asansör ile yukarı çıkarıyorlar.

Uçakta , alt değiştirmek için , tuvalete yakın arka koltukları tercih ettik. Puset , uçağın kapısına kadar getiriliyor. Hatta dönerken öğrendik ki , ana kucağı uçağın içine alınabiliyor. Uçağın doluluk oranını sorup, yanınızdaki koltuğu boş bıraktırıp , ana kucağını yanınıza koyuyorlar. Yani dönüş çok rahat geçti. Gece yolculuğu olduğu için ve bebeğin uyku saatine denk geldiği için yanımızda ana kucağında uyudu. Yalnız inerken ve kalkarken kulak tıkanmasına karşı bebekleri emzirmek gerekiyor ki bizim ki pek izin vermedi. Buna rağmen kulağında bir problem olmadı. Yanımızda getirdiğimiz ilaçları da kullanmak zorunda kalmadık. Daha büyük çocuklar için , daha önceki deneyimlerimizden dolayı yanık ve yaralanma kremi de bulundurmak gerekiyor. Eczanede ki ilaçları reçetesiz vermiyorlar ya da bizdekilerden daha farklı ilaçlar olabiliyor.Bu nedenle olabilecek her türlü kazaya ,hastalığa karşı yanınızda ilaç bulundurmakta fayda var.

Biz bir sorun yaşamadık ama ufakta olsa bir ağlama krizi ,gaz sancısı vb. durumlarla karşılaşırsanız panik yapmamak ,soğukkanlı olmak gerekiyor. Sonuçta hepsi geçiyor ve güzel anılarla bol bol çekilen resimlerle geri dönüyorsunuz. Biraz bebeği iyi tanımak ,uyku saatlerini iyi bilmek gerekiyor. Zaten günün büyük bir kısmını pusette uyuyarak geçiriyorlar.