Uzun zorunlu bir aradan sonra , bu kadar oturmak yeter deyip yine düştük yollara.Çeşme’ye kadar gelmişken,daha önce gezmemize rağmen Efes’i bir de oğlumuzun görmesini istedik.

Çeşme’den Efes’e gitmek için arabayla  İzmir-Aydın otobanını kullanıp, Selçuk istikametine doğru ilerleyip, Efes Antik Kentine ulaşabiliyorsunuz.Yol yaklaşık 1 saat 45 dak. sürüyor.

Efes Antik Kenti’ne 2 kapıdan  giriş var. Her iki kapının da etrafında yemek yenecek mekanlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Girişte bilet gişeleri var. Giriş ücreti 30 TL. Biz başka müzelerde de kullanmak üzere 40 TL verip müzekart aldık.

Bu muhteşem Roma kentini gezmek için alt kapıdan giriş yapıp iki yanı ağaçlarla kaplı bir yoldan ilerleyip Büyük Tiyatro‘ya ulaşıyoruz.Panayır Dağı’na yaslanmış, dünyanın en büyük kapasiteli antik tiyatrosuyamacın doğal yapısı alt yapı olarak kullanılıp inşa edilmiştir.24 bin oturma kapasitesine sahip bu yapı, gladyatör gösterileri, toplantılar ve tiyatro gösterilerine hizmet etmiştir.

IMG_2745

IMG_2734

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tiyatro ve çevresini limana bağlayan kentin en önemli caddesi Liman Caddesi diğer adıyla Arkadiane Caddesi 11 metre genişliğinde 600 metre uzunluğundadır.İki yanında uzanan mermer sütunlarla görkemli bir caddedir. Cadde boyunca yürüyoruz. Efes’te gezerken  nereye bakacağını şaşırıyorsunuz.Her yerde ayrı bir kalıntı var ve hepsinin ayrı bir anlamı var. Her bir kalıntı şehrin ne kadar muhteşem olduğunu gösteriyor.

IMG_2736IMG_2740

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tiyatroyu Celsus Kitaplığı’na bağlayan Mermer Cadde boyunca ilerliyoruz. Mermer yolda demir çerçeve içine alınmış ayak izi,kalp ve kadın portresinden oluşan taş oymanın Aşk Evi‘ni gösterdiğini öğreniyoruz. Dünyanın ilk reklam grafiklerindenmiş.

IMG_2756

IMG_2755

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mermer Cadde , arabaların kullandığı bir caddedir ve yayalar için yolun yanında yüksek bir platform yapılmıştır. Ayrıca bu caddenin altında şehrin atık suyunu taşıyan gelişmiş bir kanalizasyon bulunmaktadır.Caddenin sonunda benim de en sevdiğim yapılardan biri olan Celsus Kitaplığı‘na ulaşılıyor. Yapı kültürel bir kimlik taşımakla beraber bir mezar anıttır. Romalı mimar Vitruoya’nın eseridir.Roma valisi Celsus öldükten sonra oğlu tarafından babasına ithafen yaptırılmıştır ve mezarı kütüphanenin batı duvarının altındadır.Kütüphane 2 katlı gibi görünse de 15 metre yüksekliğinde tek katlıdır.

IMG_2758

IMG_2769

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IMG_2766

Celsus Kitaplığı’ndan Herkül Kapısı’na oradan da Odeon’a dek uzanan Kuretler Caddesi boyunca yürüyoruz.Yamaç Evleri yani zenginlerin ikamet ettikleri tek katlı evleri gezmek ayrı bir ücret.Burada müzekart geçmiyor.Üstü kapalı olan bu bölüm su sistemleri,avluları,cam mozaikleri,heykelleri,freskleriyle o dönemin yaşam düzeyini gösteriyor.Çok iyi bir şekilde korunmuş olan tuvaletleri geziyoruz.Kare planlı bu küçük salon mozaiklerle kaplanmıştır.Bu alanın en büyük özelliği tuvalet deliklerinin yan yana olması. Burada insanlar çeşitli konuları tartışıp sosyalleşiyorlarmış.

IMG_2770

IMG_2783

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gezilecek bir çok kalıntı var.Yerlerin taş ve girintili çıkıntılı olması sebebiyle bebek arabasıyla gezebildiğimiz yerler bu kadar. Buradan çıkınca Meryem Ana Evi’ne gitmek için yola çıkıyoruz.Meryem Ana Evi , Magnesia kapısına uzaklığı 4 km.Yolda Yedi Uyurlar Mağarası tabelasına rastladık.Azizlerin kayıtlarına göre bu mağaradaki yazıtlar ,Hristiyanlığın en eski belgelerindendir. Bir yazıta göre İmparator Decrius zamanında uyuyan 7 inanan, İmparator Thedidosius zamanında uyanır.Bu söylence Kuran’da da geçmektedir. Ulaşılması ve görülmesi güç olduğu için girişteki bilgileri okuyup burayı es geçiyoruz.

Meryem Ana Evi,Bülbül Dağı da denilen 358 m yüksekliğinde bir dağın doruğunda yeşillikler arasındadır. Dağa tırmanırken araba geçişleri biraz tehlikeli.İklimi ,doğası ve manzarası çok güzel bir yer. Yolda büyük bir Meryem Ana heykeline rastlıyoruz.

İçeri giriş araç 8 TL , kişi 5 TL. Burada Müze kart geçmiyor.Aracı otoparka bırakıyorsunuz. İçeride geniş bir bahçe var.Eve gelmeden önce yine bronz bir Meryem Ana heykeli sizi karşılıyor.Meryem Ana’nın buraya gelip ,son günlerini burada geçirip , buradan göğe yükseldiğine inanılıyor.Yayınlanan bir kararnameyle Meryem Ana Evi bir Haç merkezi olarak duyurulmuştur.Bundan dolayı olsa gerek çok sayıda turist evi ziyaret etmekteydi.

Kiliseye giriyoruz.İçeride çekim yapmak yasak.Şöyle içeriye bir göz atıp çıkıyoruz. Zaten çok küçük bir mekan.Dışarıda mum yakılacak yerler var. Kiliseye bağış yapıp , mum alıp,  dilek dileyip mum yakan insanlar var.Merdivenlerden aşağıya inildiğinde karşımıza bir çeşme çıkıyor.Kaynak suyu olan çeşmede serinledikten sonra dilek duvarına geliyoruz. Peçetelere,kumaşlara yazılan milyon tane dilek var.

IMG_2792

IMG_2791

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IMG_2799

 

Daha önce gördüğümüz halde , ilk kez geziyormuş gibi heyecan ve zevkle gezdik Efes ‘i. Buradan çıkıp , yakın olduğunu bildiğimiz meşhur Şirince Köyü’ne doğru yol alıyoruz.