Eski Çekoslavakya’nın bir parçası olan Slovakya’nın başkenti Bratislava, hem Macaristan’a hem de Avusturya’ya sınırı olan bir şehir.Viyana’ya uzaklığı yaklaşık 70 km. Viyana’ya kadar gelmişken başka bir ülke daha görme hevesi ile Bratislava’ya gitmeye karar veriyoruz. Avrupa Birliği üyesi olan Slovakya’nın çok da gelişmiş Avrupa ülkelerinden olduğu söylenemez. Gezmek için özellikle Bratislava gezisi yapmaya gerek yok. Budapeşte ya da Viyana’ya gelen biri burayı da gezebilir.

Viyana’dan Bratislava’ya ulaşım için otobüsü tercih ediyoruz.Hem çok kolay,hem çok rahat hem de çok ucuz. Otobüs yolculuğu 1 saat sürüyor.Ücret gidiş dönüş 12 euro. Tek yön bilet 7,20 euro.Otobüsler Eurolines’a bağlı. http://www.eurolines.at  Otobüse binilecek yer Erdberg.Buraya ulaşmak için metronun U3 hattını kullanıyorsunuz. Yol çok rahattı ve otobüs çok dolu değildi.Bratislava’ya geldiğinizde Nova Costa denilen şehir merkezinde indiğinizde tüm gezilecek yerlerin merkezinde inmiş oluyorsunuz.Şehri dolaşmak için 1 gün rahat rahat yetiyor.

Stare Mesto denilen tarihi şehir merkezi etrafında Barok tarzı yapılar mevcut. Yaya olarak gezilen şehir merkezinin dar sokaklarını,meşhur heykellerini,meydanlarını keşfetmek çok eğlenceliydi. Rybne Namestie caddesinden girdiğinizde çok güzel ağaçlıklı bir yolla karşılaşıyorsunuz.Yol boyunca heykeller, sokak kütüphanesi , sergilere rastlıyoruz. Tam bu arada yağmur yağmaya başladı.Gün boyu ara ara yağış oldu. Cadde sonunda Hviezdoslavovo Namesti‘ye ulaşıyorsunuz. Yolun sonunda Ulusal Slovak Tiyatrosu var. Ayrıca burada hediyelik eşya satan kulübeler sıralanmış. Geleneksel magnet,pul,anahtarlık,bebek (bu bizim ufaklıktan dolayı yeni eklendi) alışverişimizi yapıyoruz.

Ayrıca burada 20 euro karşılığında araçlarla şehir turu yapmanız mümkün. Hlavne Meydanı (Hlavné námestie) ‘na doğru ilerliyoruz.Burası da  görülecek yerler arasında. Bu meydanda bulunan Bratislava Şehir Müzesi (Múzeum Mesta Bratislavy) ,  Primatial Sarayı (Primaciálny Palác) da ziyaret edilebilecek mekanlar arasında. Meydanın çevresindeki sokaklara girip çıkıyoruz.

Bratislava denilince, akla ilk insan heykelleri geliyor.Bir rögar kapağından poz veren Cumil adlı kanalizasyon işçisi heykeli (Man at Work) , şapkalı gülümseyen insan heykeli ve bu tür heykeller şehir merkezinin hemen her yerine serpilmiş durumda.

 Michalska sokağı boyunca yürüdüğünüzde karşınıza St. Michael Kapısı çıkıyor.Ortaçağdan kalma en eski 4 kapıdan birisi.Üzerinde ejderha var.Altında ise şehrin 0 noktası kabul edilen yer var ve çeşitli şehirlere uzaklıkları belirtilmiş.İstanbul’da bunlardan biri.

Kapıdan geçip dar bir aralıkta ilerledikten sonra bir köprü ile karşılaşıyoruz.1927 de inşa edilmiş olan köprüden geçildikten sonra eski ve yeni şehri ayıran bir meydana geliyoruz. Buradan devam edildiğinde Bratislava kalesine ulaşıyorsunuz.Yolun karşısında Capuchin Kilisesi gezilebilir.Biz hem kaleye çıkmaktan hem de kiliseyi gezmekten yağmur sebebiyle vazgeçtik.

Tekrar geri dönüyoruz.Bu sefer farklı sokaklara gire çıka geldiğimiz yöne doğru ilerledik.Şehrin önemli coğrafi güzelliklerinden olan Tuna Nehri’ne geliyoruz.Tuna Nehri noyunca yağmur izin verdiği kadar yürüyoruz.Zaten otobüse bineceğimiz nokta nehire yakın.Yemek bakımından bura hakkında bir bilgimiz olamadı.Çocukla gezdiğimizden dolayı garanti olsun diye Mc Donald’s da öğle yemeğimizi yedik. Viyana’ya gelmişken burayı es geçmediğimiz için çok sevindik. Araştırma yaparken bazı internet yorumlarında yazan gelmeye gerek yokmuş gibi yazılara asla katılmıyorum.Hem bu kadar ucuz fiyata başka bir ülke görüyorsunuz hem de gayet güzel bir şehir.

Vee işte biz

IMG_3426