Uzun bir aradan sonra yurt dışı gezilerimize kaldığımız yerden devam edelim dedik. Bu sefer gezimizde çocuk yanında bir de bebek var.Bebekli deneyimlerimi başka bir yazı da paylaşacağım. Sadece burada hiç de korktuğum gibi olmadığını söyleyebilirim. Gelelim Viyana’ya.

Viyana’ya ulaşımı her zamanki gibi Thy uçağı ile sağlıyoruz. Uçuş saatimiz her zamanki gibi sabah 8 uçağı. Böylelikle günü öldürmemiş oluyoruz.Viyana ‘nın Schwechat Havaalanı ‘na iniyoruz. Uçuş süresi 2 saat. Hava alanında ilk defa yurt dışına çıkıyormuşcasına ufak bir kaybolup çıkışı bulamıyoruz. Tabi ki elimizde bebek arabası ile pek heyecanlıyız. Daha önceden karar verdiğimiz üzere (ne de olsa bebek var ) metro,tren var mı diye bakmayıp taksiye atlıyoruz. Otelimiz Arcotel Wimberger.Konum olarak Westbahnhof tren istasyonunun karşısında, ünlü alışveriş caddesi olan Mariahilfer caddesine 5 dak. yürüme mesafesinde. Dolayısıyla şehir merkezine oldukça yakın mesafede.Hava alanından otele taksi 47 euro tutuyor. Dönüşte Westbahnhof’tan kalkan otobüs sayesinde 20 euro’ya hava alanına döndük. Yani kısacası taksiler çok pahalı.Otele yerleştikten sonra şehri keşfe çıkıyoruz.

Mariahilfer Strabe , çok uzun ,sağlı sollu mağazaların olduğu alışveriş caddesi. Dükkanlar erken saatte kapanıyor ve pazar günü kesinlikle hiç bir mağaza açık değil. Bu nedenle alacağınız bir şey varsa bizim gibi sonraya bırakmayın. Cadde boyunca yürüdük ve mağazaları şöyle bir gezdikten sonra Kfc’de yemek yiyoruz. Viyana’da Wienerwald,Nordsee ve  İstanbul’dan alışık olduğumuz Vapiano restoranları da var. Gerçekten çok uzun bir caddeymiş. Yolun sonunda Museums Quartier yani kültür merkezi gezilebilir.  İçinde Zoom Kinder Museum mevcut.Bir zamanlar imparatorluk ahırları ve at arabalarının bulunduğu dünyanın en büyük kültür merkezini gezmeden , bahçesinde dinlenip es geçiyoruz.

Mariahilfer Strabe
Mariahilfer Strabe

Buradan düz devam edildiğinde Hofburg Sarayı ve çevresi , Burg Albertina Bahçesi , Botanik bahçe gezilecek yerler arasında.1654 yılında yapılan saray , kışlık olarak kullanılan Viyana Kraliyet sarayıdır.Kraliçe Elisabeth’in diğer adıyla Sisi’nin kullandığı eşyaların,odaların sergilendiği bir saray.Saraya yakın İspanyol Binicilik Okulu da gezilebilir.Burada pazar günleri gösteri yapılıyormuş.Biz maalesef gezemedik.

Hofburg Sarayı’nın tam karşısında Kohlmarkt caddesi boyunca yürüyüp sağa döndüğünüzde Graben Caddesine çıkıyorsunuz.Graben Caddesi önceleri sebze meyve pazarıymış, şimdi ise lüks markaların,butiklerin,cafelerin olduğu bir yer haline gelmiş.Caddenin ortasında bir de Veba Anıtı var.Eskiden vebalıları bu caddenin altına gömerlermiş.Burada St.Peter Kilisesi’ni geziyoruz.

Graben Caddesi’nden sola dönüldüğünde Stephanplatz Meydanı’nda  Aziz Stephan Katedrali var.1365 yılında yapılmış kilise Viyana’nın simgesi durumunda.Roma mimarisi ve gotik tarzda olan kilisenin 373 basamağını çıkmayı göze alırsanız kulesine çıkabiliyorsunuz.Tabi biz çıkamadık.

Stephanplatz Meydanı’ndan Backer Strabe ‘ye geldiğinizde Viyana’nın ünlü yemeği şinitzelin yenilebileceği ünlü restaurant Figlmüller ‘e ulaşıyorsunuz.Pasajın içinde , 5 numaralı yerdeki Figlmüller eski olanı. Fakat burada yemek çok zor.Mutlaka daha önceden rezervasyon yapılması gerekiyor.Günlerden perşembeydi ve pazartesi gününe kadar dolu olduklarını söylediler. Biz yeni yerinde yedik.Burada bile sıra bekliyorsunuz.

Ara sokaklara girip çıkarken  Anker Saatine denk geliyoruz.. Anker Sigortacılık Şirketinin iki binası arasına bir köprü gibi kurulan  orijinal saat, Viyana tarihinde yer etmiş oniki önemli şahsiyetin, her bir saat boyunca dakika kadranı üzerinde ilerleyerek saati göstermesi şeklinde yapılmış.

IMG_3171

 

Stephanplatz Meydanı’nın sonundan Tuna Nehri‘ne ulaşıyoruz.Nehir boyunca duvarlarda ki graffitiler dikkatimizi çekiyor.Burada biraz gezindikten sonra yorgunluktan ölmüş vaziyette taksiye atlayıp otele dönüyoruz.

2.gün erkenden yine taksiye atlayıp Schönbrunn Sarayı‘na gidiyoruz. Sarayın 1400 odasından 40 odası gezintiye açılmış. İki ayrı tur var. Kısa tur seçilirse  28 oda geziliyor. Uzun tur  seçilirse, içinde Maria Therasa’nın yatak odasının bulunduğu 40 odayı da görebiliyorsunuz.Tabi biz kısa turu seçiyoruz. Schonbrunn Sarayı’nın ve bahçesinin yapımı ancak 1744-1749 yılları arasında imparatoriçe Maria Theresia tarafından tamamlatılmış.Sarayı gezmek için yığılma olmasın diye gruplar halinde içeri alınıyorsunuz. Bizde bebek arabası olduğu için, görevliyle birlikte ,ayrı bir kapıdan geçip asansöre bindiriliyoruz. Böylece merdivenleri çıkmamış olduk. Sarayı ve bahçesini gezmek için uzun bir zamana ihtiyaç var. Bahçesi çok büyük. İçinde botanik bahçe, labirent bahçe, hayvanat bahçesi gibi bölümler var. Sarayın tam karşısında bir tepenin üzerinde Zafer Takı olan Gloriette var.

Buradan U4 metrosuyla Belvedere Sarayı‘na geçiyoruz.Belvedere Sarayı, 1688-1745 yıllarında Savoy Prensi Eugen’in emri ile mimar Johann Lucas von Hildebrandt´a yaptırılmıştır.Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar, birbirine çok geniş bir bahçe ile bağlanmıştır. Bahçenin bir tarafından diğer tarafına yürümek bayağı bir zahmetli.

U4 metrosuna tekrar binip bu sefer Hundertwasser Haus ve Kunst Haus Wien ‘e geliyoruz. Hundertwasser Evi , tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bir apartmandır. 250 adet ağaç ile terasları yeşillendirilmiş bina, her yönü ile ilginç bir yapıdır.Binada toplam 52 adet daire ve 4 adet dükkân vardır. Binanın üstünde bulunan teraslar büyük bir bahçeyi andırıyor. Kunst Haus Wien binası da Friedensreich Hundertwasser tarafından tasarlanmıştır.İçinde müze bulunan binanın arka tarafında bir de restoran bulunmakta.

U1 metrosuna binip Leopold bölgesindeki ünlü dönme dolabında olduğu Prater eğlence yerine geliyoruz. Burayı başka bir yazımda daha detaylı anlatacağım.U1 metrosuna tekrar binip bu sefer Kaisermühlen Alışveriş Merkezine ,her zamanki gibi Lego mağazası bulmaya gidiyoruz. Güzel bir alışveriş merkezi.Metrodan çıkar çıkmaz alışveriş merkezine ulaşılıyor. Burada bir çok ünlü mağazayı bir arada bulabilirsiniz. Bu günü de bitirip otele dönüyoruz.

3.gün Bratislava’ya yani Slovakya’ya gidiyoruz.Dönüşte Naschmarkt pazar alanını gezdik. Manavların,çiçekçilerin , lokantaların , tatlıcıların olduğu bir alan.Cumartesi günü olduğu için burada Flohmarkt ‘ta bit pazarı kuruluyor. Bit pazarı satıcılarının tümüne yakınının Türk olduğunu görüp şaşırıyoruz. Yağmur yağdığı için pazar yeri çok kötüydü. Antikalar,eski eşyalar yerlere saçılmış durumdaydı. Naschmarkt’ın yanından geçen nehrin kıyıları ünlü mimar Otto Wagner tarafından kapatılmış ve bugünkü halini almış. Burada Otto Wagner’in ünlü Majolika Haus binasını da görüyoruz.

Cumartesi günü tüm dükkanlar saat 18.00 de kapanıyor ve pazar günü hiç bir yer açık değil. Pazar günü son günümüzde alışveriş yaparız sanmıştık ve alacaklarımızı sonra alırız diye almamıştık. Büyük bir hayal kırıklığı ile 4. gün gezemediğimiz  Rathaus Binası yani hükümet binasını, Parlemento Binası’nı,Volksgarten Bahçesini, Burgtheater Tiyatro, Natural History Müzesi’ni, Viyana Sanat Tarihi Müzesi’ni (Kunsthistorisches ) gezdik. Hepsi aynı çevrede ve yürüme mesafesinde. Rathaus Binası önündeki açık alanda film festivali vardı. Bu alan yılın dört mevsimine , belirli günlerine göre sirk,fuar alanı, kışın buz pateni pisti, noel pazarı,yılbaşı konser alanı gibi şekilden şekle girerek Viyanalı’ların eğlendiği, toplandığı mekan haline dönüşüyormuş. Parlemento Binası, karşıdan bakıldığında eski Yunan tapınaklarını andıran görüntüsü, binaya yaklaştıkça artan eğimli yolu ve önündeki heykelleriyle hayranlık bıraktıran bir yapı. 

Natural History Müzesi , çocukların gezmesi gereken çok keyif alacakları bir müze. 8700 m2 olan müzenin 39 sergi salonu bulunuyor.Fosiller, dinazorlar,değerli taşlar,hayvan ve bitki çeşitlerinin sergilendiği müzenin girişi yetişkin 10 euro, çocuklar ücretsiz gezebiliyor.

Buradan çıktıktan sonra Hofburg Sarayına doğru yürüyüp ,Kohlmarkt Caddesi’nde ki ünlü Demel Pastanesi’ne gidiyoruz. İçeri girmek için sıra beklemek ve en önemlisi yer gösterilmeden oturmamak gerekiyormuş. Üst kata çıkıp, çocuklu ve bebekli olduğumuz için boş bulduğumuz yere oturarak , çalışanların ters bakışlarına maruz kalıyoruz. Almancası apfelstrudel olan ünlü elmalı tatlısını tadıyoruz.Ayrıca pastaların yapılmasını açık mutfakta seyredebiliyorsunuz.

Viyana , müzeleri,parkları, tatlıları,kahveleri, şinitzeli ,binalarıyla kesinlikle görülmesi ve yaşanması gereken bir şehir. Bir daha gelir miyiz kesinlikle evet. Ayrıca bir çocuk ve bir bebekle birlikte, gayet güzel ve başarılı bir şekilde yurt dışı sınavından da geçmiş oluyoruz.