Budapeşte , bizim için son zamanlarda planlamadan gidilen 2. gezi oldu. Aylar öncesinden planladığımız Lisbon gezisini , oğlumun basketbol all star maçı için maalesef ertelemek zorunda kaldık. 23 Nisan günü maç olduğu için geriye 3 gün kaldı ve yakın nereye gideriz , 3 güne nereyi sığdırabiliriz derken Budapeşte gezisi ortaya çıktı. Lisbon biletlerini ceza ödeyerek Budapeşte uçak biletleriyle değiştirdik. Her şeyde bir hayır vardır diyerek gezimize başladık.

THY’ nın sabah uçağı ile 1 saat 35 dak sonra Budapeşte’ye vardık. Budapeşte Ferihegy Havaalanı , şehir merkezine yaklaşık 25 km mesafede. Çok büyük bir havaalanı olmadığı için ve yerdeki yönlendirmelerle çok kolay taksi veya tren istikametini buluyorsunuz.

IMG_6769

Biz  iki bavul , puset , iki çocuk derken taksiyi tercih ettik. Taksi ofislerinden gideceğiniz yeri ve ne kadar tutacağını öğrenebiliyorsunuz. Otelimiz Radisson Blu Beke Hotel. Andrassy caddesine yakın Terez caddesi üzerinde. Havaalınından otele 70 TL ödedik. Macaristan henüz euro ‘ya geçmediği için kendi para birimleri forint kullanılıyor. Yaklaşık fiyatı hesaplamak için 2 sıfır atıldığında TL ye çevrilmiş oluyor. Yani 7000 forint ödemiş olduk. Taksici ,10 yıl Türkiye hattında tır şoförlüğü yapmış ,Türkiye hakkında her şeyi bilen hatta Türkçe bilen biri çıktı. İsmide Atilla’ydı. Sohbet muhabbet derken otele vardık. Otel odasının inanılmaz büyüklüğü de çok iyi bir sürpriz oldu. Fazla oyalanmadan , kısıtlı zamanımız olduğu için hemen gezmeye başladık.

Otelden çıkıp 300 metre kadar yürüdüğümüzde Andrassy caddesinin kesiştiği Oktagon Meydanına vardık. Andrassy caddesi , Hösek Tere ‘den başlayan çok uzun , geniş bir cadde.  Louis Vuitton, Armani, Prada, D&G, Ermenegildo Zegna gibi markalar bu caddede. İki tarafı ağaçlarla kaplı yolda yürümek , birbirinden güzel ,bir o kadarda eski binaları incelemekten çok keyif alıyoruz. Bu cadde üzerinde önemli durak noktalarından biri Opera Binası. Binanın sahne kısmını  her ne kadar göremesek de dışına ve fuaye kısmına  hayran kalıp yolumuza devam ediyoruz.

IMG_6773IMG_6775

Andrassy Caddesi’nin bitiminden sağa dönüldüğünde St.Stephen’s Bazilikası var. Neo Klasik tarzda yapılmış olan bina, adını Macaristan’ın ilk kralından almış. Bu heybetli yapıyı da dışından inceleyip geçiyoruz.

IMG_6781

Caddeden sola döndüğümüzde Deak Ferenc Meydanı civarına geliyoruz.Meydandaki kalabalıktan, gösterilerden ve afişlerden anladığımız üzere  Budapeşte Bahar Festivali’nin son günlerine denk geldiğimizi öğreniyoruz. Budapeşte’nin ünlü meydanı Vörösmarty Ter (meydan) ‘e doğru yürüyoruz. Cadde boyunca sıralanmış hediyelik eşya dükkanlarını , yöresel yemeklerin yendiği küçük dükkanları gezerek meydana geliyoruz.Meydanda bayram havası var. Burası her zaman böyle mi yoksa festivalden dolayı mı böyle pek anlayamadık.

Vörösmarty Ter’ i kesen sadece yaya caddesi olan Vaci Utca (caddesi) boyunca yürüyoruz. Bu cadde uzun bir cadde ve  sağlı sollu ünlü,ünsüz mağazalar ve hediyelik eşya dükkanları yer almış.Caddenin sonundan sağa dönüldüğünde Buda ve Peşte’yi birbirine bağlayan köprülerden biri olan Erzsebet Köprüsü’ne varıyoruz.1897 ve 1903 yılları arasında Sisi lakaplı Avusturya Kraliçesi adına inşa edilmiş. Köprüden karşıya yürüyüp Buda tarafına geçiyoruz. Karşımızda Gellert Tepesi var. Pusetle çıkmanın zor olacağını düşünüp Zincirli Köprü tarafına yürüyoruz.

Vaci Utca
Vaci Utca
Vaci Utca
Vaci Utca

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şehrin ve Buda bölgesinin en turistik yeri olan Kale Tepesine çıkmak için ,Tuna Nehri kıyısında , Zincirli Köprü’nün hemen önünde finükülere biniliyor. Fakat şansımıza finükülerde tadilat vardı. Çıkmak için başka seçenek yürümek , otobüse binmek ya da taksi. Yürümeyi göze alamadık. Otobüsler tıklım tıklım , pusetle binmek imkansız olduğu için taksiye yöneliyoruz. Taksi 4000 forint tutuyor. Tepe diye gözümüzde büyüttüğümüz yerin aslında çok da uzak olmadığını ve bu kadar pahalı olduğunu görünce dönüşte yürümeyi seçiyoruz.

Tepenin bir tarafında , bölgenin en önemli bölümü olan ve muhteşem bir manzaraya sahip Kraliyet Sarayı gezilebilir.Kraliyet Sarayı, saraydan çok  Macaristan resim ve heykel sanatına dair 100 binin üzerinde parça içeren  Macar Ulusal Galerisi’nin, Budapeşte Tarihi Müzesi’nin, Szechenyi Ulusal Kütüphanesi’nin ve Çağdaş Sanatlar koleksiyonunun mekanı olarak hizmet veriyor. Sarayın bahçesinde ,  sarayın kalıntıları , başka bir tarafında Kral Matyas ve sevgilisinin betimlendiği Matyas Çeşmesi , Savoy prensi Eugene’nin heykeli görülebilir.

Tepenin diğer tarafında ise Balıkçılar Burcu , Matthias Kilisesi ,Veba Anıtı civarı gezilebilir. Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu bölgenin tadını çıkarıyoruz. Civardaki eski şehir sokaklarını geziyoruz. Herhalde evlenen insanların buraya gelmesi adetten ki civarda resim çektiren bir çok  gelin ve damata rastlıyoruz.

Tepede Gül Baba Türbesi varmış ama o kadar yorulduk ki orayı bulmayı göze alamadık. Tepeden aşağıya yürüyerek inerken Memento yazan ve kurşun delikleri olan bir binaya rastlıyoruz.2.Dünya Savaşı’ndan kalma kurşun delik izleri olan binayı görüp geçiyoruz.

 

IMG_6869

Tepeden aşağıya indiğimizde Zincirli Köprü’nün (Szechenyl Lanchid) üstünden geçip Deak F. Ter meydanına ilerliyoruz.Çok yorulduğumuz için taksiye binip otele dönüyoruz. Taksi 4000 forint tutuyor. Anlıyoruz ki Budapeşte’de taksiye asla binilmez. Mesafenin kısalığı karşısında verilen para inanılmaz şaşırtıcı. Akşama otele yakın olan ve Budapeşte’de bulunan , bir çok Türk kebap ve döner restoranlarından biri olan  İstanbul Döner’de akşam yemeği yiyoruz. Maalesef hiç beğenmedik.

IMG_6860IMG_6863