Sabah erkenden yola çıkıyoruz.Bu sefer istikamet Andrassy Caddesi’nin diğer tarafı yani Hösek Tere. Yol yine çok uzun ,geniş,ağaçlıklı ve çok keyifli. Birbirinden ilginç binaları incelerken zaman çabuk geçiyor ve Kahramanlar Meydanı denilen geniş meydana geliyoruz. Yapı , ulusun bağımsızlığı ,halkın özgürlüğü için hayatını kaybeden kahramanlara adanmıştır.Meydanın ortasında içinde herhangi bir gömü olmayan bir anıt mezar bulunmaktadır.

IMG_7122IMG_7130

Meydanda Budapest yazısının önünde resim çektiren kalabalık içinde biz de bir harfi boş yakalayıp resim çektiriyoruz. Meydanın hemen solunda Güzel sanatlar müzesi yer almakta. Meydanın arkasında Varosliget Kent Parkı , hayvanat bahçesi ,hayvanat bahçesinin hemen yanında Budapeşte’nin meşhur restoranı Gundel, lunapark, büyük bir göl , göl kenarında Robinson Restaurant,Vajdahunyad Kalesi,Macar Tarım Müzesi,Szechenyi Kaplıcaları, Ulaşım Müzesi gezilebilecek yerler arasında. Yani dolu dolu koca bir gün burada geçirilebilir ama biz hızlı hızlı hepsine şöyle dışarıdan bir göz atıyoruz.

 

Kahramanlar Meydanı’ndan metroya bindik ve inanılmaz şaşırdık.10-15 basamakla inilen metro 1 numaralı sarı hat ve Vörösmarty Tere kadar gidiyor.Dün bindiğimiz taksiye bir kere daha pişman oluyoruz. Hem çok kalabalık olmayan hem de kolay ulaşılan , bizim otelin yakınında ki bir hat. Fövam Ter metro istasyonuna gelerek ya da Vaci Caddesi’nin sonuna kadar yürüyerek ulaşılan Vasarcsarnok (merkez pazar) ‘a geliyoruz. Szabadsag Köprüsü‘nün hemen bitiminde Vamhaz Körüt‘ün girişinde yer alan pazar demir işçiliği ve dış cephe mimarisi ile kendisini bize hayran bıraktırıyor. İçi ise asma kata sahip olan , alt katta meyve , sebze , şarküteri , baharat dükkanları ,üst katta ise hediyelik eşya ve el sanatları ürünleri satılan pazarı gezip bir kaç parça hediyelik ürünlerden satın alıyoruz.

Buradan sonra hemen caddenin köşesinde yer alan Burger King’te bir mola verip Vaci Caddesi boyunca yürüyüp Erzsebet Köprüsü’nün hemen yanından kalkan Tuna Nehri gezinti teknelerine biniyoruz. Tuna ‘da gezerken Buda ve Peşte’nin hikayesini dinliyoruz. Tekneler Margit Adası etrafında dolaşıp bindiğimiz yere geri dönüyor. Szechenyi, Erszebet ve Szabadsag Köprüleri’nin hikayeleri de anlatılıyor.Ayrıca gelemeyeceğimiz Parlamento Binası’nın önünden geçiyoruz.

Vörösmarty Ter’e geri gelip bu sefer meydandaki yerel yemeklerin tadına bakıyoruz.Macar mutfağında çorba önemli bir yere sahip.Bunlardan en meşhuru Gulaş çorbası.Macarların ünlü tatlısı Dobos torta da başka bir tat. Biz, en çok da küçük kızım  yağda pişmiş hamurun üstüne ekşi krema gibi yoğurt ,kaşar peynir vs. konularak yenen Langos adlı yiyeceğe bayıldık. Daha önce Prag’da yediğimiz Kürtoskalacs bizim bildiğimiz Makara ‘ya her yerde rastlamak mümkün. Paprika yani kırmızı biber Macar mutfağının vazgeçilmezi.

Erzsebet Caddesi üzerindeki New York Cafe de görülmesi gereken mekanlardan. Biz pusetle girmeye çekindik ama siz gidin derim.(resimler alıntı)

Son gün sabah erkenden pazar günü kurulduğunu öğrendiğimiz Erzsebet Caddesi’ne yakın bit pazarını gezmek için yola çıkıyoruz. Vaci Caddesini tekrar yürüyerek gidelim dedik.Caddenin sonuna kadar yürüdük fakat bastıran yağmur karşısında hızlı bir şekilde otele geri dönmek zorunda kaldık.

Biz Budapeşte’yi çok beğendik. Bir kaç gün daha olsaydı en azından müzelerini gezebilirdik. Elimizden geldiğince , sıkıştırılmış zaman diliminde , bir çocuk bir bebekle bu kadar gezebildik. Yine de bravo bize diyorum.