Zagreb Pleso Havalimanı’na sabah uçuşuyla varıyoruz.Uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. Şehre ulaşmak için bizi eskiden beri tanıdığımız taksici Zarko karşılıyor. Kendisi Bosna’lı. Yarım Türkçe ve yarım ingilizceyi birbirine karıştırıp  şehir hakkında bilgiler veriyor. Otele gitmeden önce Zagreb Cami’sine gittik.1987 yılında yapılmış olan camiyi modern mimarisiyle çok beğendik.

IMG_8068Otelimiz Doubletree by Hilton.Şehir merkezine 3 km uzaklıkta. Şehir merkezine ulaşmak için taksiyi kullandık. Hırvatistan para birimi kuna. Şehir merkezi otelden 30 kuna tutuyor.Bu da yaklaşık 4 euro yani 12 tl civarı.Taksilerin bazılarında kredi kartı pos cihazı var. Otele yerleştikten sonra vakit kaybetmeden kendimizi dışarı atıyoruz.

Zagreb şehrini gezerken otel dışında hiç bir araç kullanmadık. Şehir yürüyerek gezilebilecek kadar küçük ama bir o kadar da güzel ve etkileyici. Önce Ban Jelacic Meydanı‘na (Josipa Jelacica) geliyoruz. Meydanda Ban Jelacic heykeli var. Sıra sıra sıralanmış binaların ve meydanın güzelliğine bakarken birden sokak arasından atlı  ve sıra sıra dizilmiş yaya ,ortaçağ kıyafetleri giymiş askerlerin geldiğini görüyoruz. Sanki bize özel bir karşılama oldu. Meydanda gösteriler yaptılar. 25 Haziran günü onların Statehood Day adı verdikleri yani Yugoslavya’dan ayrılıp özgürlüklerini kutladıkları günmüş. Dolayısıyla mağazaların bir çoğu kapalıydı.

Zagreb, Orta Çağda iki tepe üzerinde meydana gelmiştir.Üst şehir yani eski şehir olan halkın oturduğu Gradec ve kilise yönetiminde olan Kaptol‘dur. Aşağı şehir ise tren garından diğer bölgeye kadar olan kısım. Meydandan sonra Üst şehire doğru yol aldık. Meydandan Bakaceva sokağına doğru gidildiğinde ihtişamlı Zagreb Katedrali ve Kaptol Meydanı‘na ulaşılıyor.Meydanda yer alan sütunda altın renkli Meryem ve melek figürleri ve hemen altında suların aktığı bir çeşme bulunuyor.Heykeller 1865 yılında Anton Dominik Fernkorn tarafından , çeşme ise 1882 de Herman Bolle tarafından yapılmış.Çok katedral gezmiş birisi olarak buranın da içini geziyoruz.Asıl dikkatimizi çeken çevresindeki surlar ve eski evler. Rönesans Surları Avrupa’da halen korunmuş çok az bulunan surları temsil ediyor.

Kaptol Cadesi boyunca yürüyüp Optavina Caddesi’ne doğru sola sapıyoruz.Caddenin sonu Dolac yiyecek pazarına çıkıyor.Optavina Caddesine devam edildiğinde kafe ve restoranlar başlıyor. Skalinska’dan sağa dönüp Tkalciceva ‘ya çıkıldığında Zagreb’in barlar sokağına ulaşmış oluyoruz. Tatil günü olduğu için çok kalabalık ve çok hareketli. Atlı ve yaya askerlere burada tekrar rastlıyoruz.

Tkalciceva’dan Krvavi Most sokağına oradanda Radiceva Caddesi’nden yukarı doğru çıkıyoruz. Yol biraz yokuşlu ve uzun. Ya da Tkalciceva ‘da ki Bar Melin’in yanındaki merdivenlerden de yukarı çıkabilirsiniz. Biz de puset olduğu için uzun merdivenleri çıkamadık.Böylece Gradec Şehri‘nin doğu kapısına  gelmiş oluyoruz. Kamenita Vrata (Taş Kapı) Kapısı’nın altı dua edilen türbe haline gelmiş.Bunun nedeni 1731 yılındaki yangında herşey yanmış sadece buradaki Meryem İkonası zarar görmemiş.Böylece burası kutsal olarak kabul edilmiş.

Kapıdan geçtikten sonra yukarıya doğru çıkıldığında Markov Meydanı’na geliyoruz. Meydanda tüm güzelliği ile St.Mark Kilisesi karşılıyor bizi.

IMG_8195

Aşağıya doğru ilerlediğimizde Jezuitski Meydanı’na varıyoruz. Meydanda St. Catherine Cizvit Kilisesi var.

IMG_8202

Yürümeye devam edip Lotrscak Kulesi‘ne geliyoruz. Kule 13. yy da güney surlarını korumak için yapılmış.Her öğlen geleneksel olarak kuleden top atışı yapılıyor.Kulenin önünden şehrin manzarası seyrediliyor.Aşağı Şehir’e inen finükülerde buradan kalkıyor. Ayrıca yan tarafında ağaçlıklı güzel bir park var.

IMG_8217

IMG_8205IMG_8234

 

 

 

 

 

 

 

 

Burada ayrıca Museum of Broken Relationships adlı biten ilişkilerin hikayelerinin anlatıldığı bir müze var. Fakat bizim ufaklıkla burayı gezmeyi düşünmüyoruz.Tekrar geldiğimiz yollardan geri dönüp barlar sokağındaki Kava Tava’da kahvelerimizi içip dinleniyoruz.

IMG_8225

Ilıca caddesi‘ne geldiğimizde Şehrin Aşağı bölümüne gelmiş oluyoruz. Burası uzun ve mağazaların olduğu alışveriş caddesi.Ilıca Caddesi no:18 deki Vincek dondurmacı meşhur olduğu için tatmadan geçmiyoruz. Böylece benim minik kızımda ilk dondurmasını burada tatmış oluyor.

IMG_8235IMG_8232

Ters istikamete dönüp Preobrazenska Sokağı’na girdiğimizde Çiçek Meydanı‘na geliyoruz.Meydanda kafe ve restoranlar var.Kahve içmek için Kras ‘ın kafesini deneyebilirsiniz. Kras Balkanlardaki en büyük çikolata markası.

IMG_8229

Meydandan Masarykova Caddesi’ne doğru gittiğimizde Ulusal Tiyatro tüm güzelliğiyle bizi karşılıyor..

IMG_8237

Tiyatronun diğer tarafında Sanat Müzesi var.Aşağı doğru devam edildiğinde Mimara Müzesi görülebilir. Mihanoviceva Caddesi’ne doğru gelindiğinde botanik park ve az ileride de Esplanade Oteli ‘ni görüyoruz. Bu otelde , Elizabeth Taylor, Sophia Loren gibi bir çok ünlüler kalmış ve otel bir kaç filmin çekildiği mekan olarak kullanılmış.1925 yıllarında inşa edilmiş.

IMG_8246

Otelin önündeki Mihanoviceva Caddesi’nden devam edildiğinde Zagreb merkez tren istasyonuna varıyoruz.

IMG_8252İstasyonun önündeki parklarda vakit geçirerek geldiğimiz noktaya geri dönüyoruz. Zagreb oldukça yeşil bir şehir. Parklarının genişliği ve güzelliği de bizi cezbediyor.

IMG_8250IMG_8243IMG_8241Cumartesi yine Zagreb’deyiz. Bu sefer Dolac yiyecek pazarını ve çiçek pazarını geziyoruz.Pazarın içinde hediyelik eşya tezgahları da var. Ahşap el işçiliği ile yapılmış ürünlerden ve magnetlerden alıyoruz.

IMG_8521IMG_8522

 

IMG_8523IMG_8261

Ban Jelacica Meydanı bugün de çok hareketli. Bu sefer dans eden geleneksel elbiseler giymiş kızlı erkekli grupları doya doya seyrediyoruz. Gösteri sonunda seyredenlere börek dağıtıyorlar.

IMG_8540

 

IMG_8514

Ilıca Caddesi’nde ki mağazalar açılmış. Alışveriş turu yapıyoruz. Sonrasında Skalinska Sokağı’nda ki Nocturno Restoran‘da yemek yiyoruz. Dar bir sokak ve oturulacak yerler sokağın ortasında.Geç gelen siparişi düşünmezsek yemekleri çok lezzetliydi.

Resim alıntı

Zagreb, Ortaçağ’dan kalma kiliseleri ,şehir merkeziyle, tarihi binalarıyla gerçekten görülmeye değer bir şehir. Sıkı bir yürüyüşle rahat 2 günde gezilebiliyor. Bence mutlaka tur programına alınması  ve sadece gezmek değil kafelerinde,restoranlarında doya doya oturup şehri yaşamak gerekir.