Her sene Çeşme’ye gittiğimizde hep Sakız Adası’na gitmek isterdim, vize, pasaport gibi sebeplerle gidememiştim. Bu sefer vizemizin de olmasıyla gitmeye karar verdik . Adayı görünce bu kadar yakında böyle bir güzelliğin olduğuna gerçekten şaşırıyoruz.

Sakız Adası,  Çeşme’ye sadece 6 km uzaklıkta ve feribotla 1 saatte ulaşılıyor. Turların , vizesiz Yunan adaları sloganıyla tur düzenlemesiyle herkes Yunan Adalarının vizesiz olduğunu sanıyor ama bir kere de ben hatırlatmış olayım , mutlaka  vize almak gerekiyor, eğer yoksa kapıda günlük vize alabiliyorsunuz.

Çeşme’den adaya 3 şirketle gidebiliyorsunuz. Sun Rise, Ertürk ve Egebirlik . Biz Ertürk’le geçtik.  Arabanın birini beklediği için feribot rötarına maruz kalıp 20 dak geç kalkmasını saymazsak hepsi aynı. Gidiş dönüş yetişkin 26 euro, 0-4 yaş ücretsiz, 4-12 yaş %50 indirimli. Ayrıca 15 TL yurtdışı çıkış harcı alınması gerekiyor. Yani yurtdışına uçakla nasıl gidiyorsanız herşey aynı. Limanda inanılmaz bir kuyruk oluyor. Biraz erken gelmekte fayda var. İçeride küçük bir Duty Free mevcut. Feribottan inince de hızlı davranmak ve sıraya geçmek gerekiyor. Yoksa pasaport kontrol kuyruğunda bayağı bir zaman harcanıyor.

Hemen liman çıkışında 1 hafta önce internetten ayarladığımız arabamızı alıp adayı gezmeye başlıyoruz . Arabayı kiraladığımız firma Vassilakis rent a car. 50 euro ödedik. Aslında limanda sıralanmış araç kiralama şirketleri var ama hem orada vakit kaybetmek hem de araç bulamayız korkusuyla daha önce rezervasyon yaptık.

Adaya gidebiliyorsanız hafta içi gidin. Çünkü hafta içi gittiğimiz halde hem feribotlar kalabalıktı hem de aracı teslim eden kisi araç olmadığını söyledi. Bir tavsiyem daha olacak. Eğer alışveriş yapmak isterseniz adaya iner inmez yapın ki , 1 ile 5 arası siesta zamanı olduğu için tüm dükkanlar kapalı oluyor. Tabi bu tavsiyeler bizim gibi günübirlik gidenler için . Cumartesi günü giderseniz de saat 14.00 den pazartesi sabahına kadar tüm dükkanlar kapalıymış. IMG_9745

Öncelikle arabayı limanda bırakıp adanın merkezini geziyoruz. Merkezdeki , sokakların aralarındaki motosikletleri ve araba trafiğini görünce biraz şaşırdık. Merkez çok canlı ve kalabalık. Birbirinden güzel sokaklarda kaybolup alışveriş yapıyoruz.

Sakız Adası’nın güneydeki köylerine yaptığımız yolculuk bize harika bir deneyim kazandırdı. 

Sakız ağaçlarıyla dolu , alçak tepelerde yer alan , bol yeşilli birbirinden güzel 4 güney köyünü geziyoruz.

Armolia Köyü

20 km güneyde yer alan , eski zamandan günümüze kadar seramik üretimi yapılan bir köy. Burada turla gelmiş tur rehberinin sakız ağaçlarını tanıtmasına kulak misafiri oluyoruz. Adanın güneyinin en önemli özelliği sakız ağaçlarıymış.

Adanın ismini aldığı ağaçlar sadece güneyde sakız salgılıyormuş. Ağaçların altına özel kireçli beyaz toprak seriliyormuş ve ağacı çiziyorlarmış. Böylece sakız akıp ,toprağa düşüp ,yavaş yavaş sertleşirmiş ve pita adı verilen büyük parçalar oluştururmuş. Sakız parçaları toplanır , temizlenir ve satışa hazır hale getirilirmiş. Bir sakız ağacından yaklaşık 5 yaşında olunca sakız alınıyormuş. Burada sakızın ismi mastikmiş. Daha sonra buradaki seramik atölyelerini ve dükkanları geziyoruz.IMG_9883  Pirgi Köyü

Merkezden 25 km uzaklıkta ikinci durağımız Pirgi köyü. İnşa edildiği gibi korunmuş , dar sokakları, dar kaldırımları, köye giriş çıkışı sağlayan iki adet kapısı, siyah beyaz geometrik desenli taş binaları ile ortaçağ köyüdür. Binaların desenleri ,adaya hakimiyet kuran , sık sık gerçekleşen korsan saldırılarından korumak için kendi mimarilerini kullanan ,Cenevizlilerden kalma bir gelenekmiş. Burada evler birbirine bitişik konumda , pencerelerde kapılarda domates salkımları , siyah beyaz desenler beni benden alıp götürüyor. Köy meydanındaki kafede soğuk frappelerimizi içip bir şeyler atıştırıyoruz.

Olimpi Köyü

Ondördüncü yüzyıldan kalmış ortaçağ köyü.Merkezden 31 km uzaklıkta. Köyün içine arabayla giriyoruz .Sokaklar o kadar dar ki araba geçermi geçmezmi derken buradan çıkıp ,köyün girişine arabayı park edip, yürüyerek geziyoruz. Siesta zamanı olduğu için sokaklar bomboş. Sessizliği bizim ufaklığın ağlama sesleri bozuyor. Yine burada da dar sokaklar , geçitler mevcut. Kendinizi eski çağlarda hissediyorsunuz.

Mesta Köyü

Merkezden 35 km uzaklıkta ve bizim son durağımız. İyi korunmuş taş evleri, dar ve çoğu yerde üzerleri kemerle kapatılmış, labirenti andıran sokakları ile çok beğeniyoruz. Diğer köyler gibi yine korunma amaçlı kale köy olarak inşa edilmiş. Köye giriş çıkış iki kapıdan yapılıyormuş ve tehlike anında kapılar kapatılıyormuş. Mimarisi beş köşeli yapılmış ve her köşeye gözetleme kulesi yerleştirilmiş. Köyün meydanında da bir kule varmış. Şu an ise beş kule eve çevrilmiş, meydandaki kulenin yerine ise Taksiarhi Kilisesi yapılmış.

Köy meydanında kahve içmek ve dondurmalarımızı yemek için mola veriyoruz.

Sakız merkezinin  biraz kuzeyindeki değirmenleri biz unuttuk siz atlamayın. Bunlar adanın simgesi haline gelmiş, eski ve kullanılmayan değirmenler.

 Sakız adası gerçekten görülmeye değer , bir kere gitmekle sindirilemeyecek kadar büyük ve muhteşem. Okuduğum bloglarda tekrar tekrar gidenler var, çok haklıymışlar. Bir daha ki sefere bıraktıklarım: Tüm koyları görüp denize gireceğim, kuzey bölümünü gezeceğim, değirmenleri mutlaka göreceğim , yani konaklamalı Sakız Adası turu yapacağım.  IMG_0122-0 Sakız Adası’ndan ne alınır?

Mastiha Shop , damla sakızı ile ilgili herşeyi bulabileceğiniz bir mağaza. Sakızlı  lokum,sakızlı helva, sakızlı likör, sakız reçeli gibi ürünlerden satın alabilirsiniz.  Ayrıca Sakız’da meşhur olan Reçelci Rena‘ya mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Yine benim en sevdiğim doğal kozmetik ürünleri markası  Korres ‘e de eczanelerinden ulaşabilirsiniz. Sakız Adası’nın vazgeçilmez lezzetlerinden keçi sütünden yapılan ,az tuzlu  mastello peynirini ya tatmanızı ya da bizim gibi almanızı öneririm. Tabi yanında bir de uzo almayı unutmayın.