Hırvatistan gezimizin ilk durağı Dubrovnik. Dubrovnik’e İstanbul’dan direkt uçuş maalesef yok. Çocuklarla en rahat nasıl gidebiliriz derken şöyle bir plan yapabildik. Önce İstanbul’dan uçakla Zagreb , Zagreb’ten uçakla Split ve Split’ten araba kiralayıp Dubrovnik. Aslında Zagreb’ten Dubrovnik’e de uçak var ama Split uçuşundan çok daha pahalı ve saatleri geç olduğu için biz Split’e gitmeyi uygun gördük. Zaten Hırvatistan’ın bir çok şehrine gideceğimiz için araba kiralayacaktık ki biz tercihimizi Split’ten kullandık.

Thy’nin sabah uçuşu ile 2 saat süren yolculukla Zagreb’e ulaştık. Zagreb’te yaklaşık 1,5 saat kadar bekleyip Croatia Airlines ile Split uçağına bindik. Zagreb Split arası da 50 dakika sürüyor.İner inmez , 1 hafta  önce kiralamış olduğumuz Sixt araba kiralama şirketinden arabamızı aldık. 5 günlük ,Split alış Zagreb teslim ettiğimiz,full sigortalı , navigasyonsuz ve hatta çok riskli bir şey yaptık ama çocuk koltuksuz ( daha önceki deneyimlerle ne zaman araba kiralasak hep büyükler için olan araba koltuğu geliyor ve 1,5 yaşındaki bir bebeğin ona oturması mümkün olmuyor) arabaya 200 euro para ödedik.

Split’ten Dubrovnik’e iki yolla gidilebiliyor.1.si sahil yolu ki muhteşem bir manzara eşliğinde 1 saat daha fazla sürüyor,2.si ise paralı otoban yolu. Dönüşte bir yere kadar otobana girdik ,çok sıkıcıydı ve pahalıydı. Gidiş yolunda şöyle bir yolla karşılaşıyorsunuz. Sol tarafta muhteşem dağlar,kayalar, sağ tarafta ve daha alt seviyede yerleşim yerleri ve muhteşem Dalmaçya kıyıları ve deniz. Yalnız yol çok virajlı ve bölünmüş yol yok. Yani araba kullanan kişinin gerçekten iyi bir yol deneyimi olması gerekiyor. Dubrovnik’e yaklaşmadan önce Bosna-Hersek ülkesinin topraklarına giriyorsunuz ve dolayısıyla pasaport kontrolünde giriş çıkış yapıyorsunuz. Belli bir kilometre sonra tekrar pasaport kontrolü ve Hırvatistan toprakları.

Dubrovnik’e yaklaşık 30 km yol kalmıştı ki birden uzun kuyruklar oluştu ve arabayı durdurup 2 saat beklemek zorunda kaldık.2 araba kafa kafaya çarpışmış ve yaralılar vardı. Olay yeri ekibinin gelmesi ve uzun uzun incelemeler sonunda ancak 2 saatte yolu açabildiler. Bizde olsa kenara çekerler ve mutlaka geçiş sağlanır. Adamlar ,aynı yeri defalarca ölçüp biçtiler. Allahtan yanımızda su ve yiyecek vardı. Sonuç olarak 3,5 saat süren yolculuk 5,5 saat sürmüş oldu. Hesapta olmayan olay karşısında bebekle ve çocukla ufak yollu sıkıntı yaşamış olduk.


Otelimiz Radisson Blu Sun Gardens .Otelimiz de bize verilen oda karşısında tüm sıkıntıların yerini sevinç aldı. 2 odalı, mutfaklı,koca bir balkonlu,salonlu ,deniz manzaralı odaya herhalde 2 aile gitsek olurmuş. Başka nerede kalınabilirdi sorusuna ise : Şehirde yeterli otel yok ama evlerinin odalarını otel odası gibi dekore edip kiraya veren ev sahipleri var ve buna SOBE deniliyor.Adım başı , şehrin genelinde Sobe tabelaları ile karşılaşıyorsunuz. Ben olsaydım daha önce internetten araştırırdım ama gittiğim zaman kiralamak daha iyi olur diye düşünüyorum.Çünkü Split’ten Dubrovnik’e kadar sahil boyunca Sobe yazan evler var ve bazıları şehre çok uzak. Bizim otel bile şehre 11 km uzaklıktaydı. Old Town denilen şehir merkezine arabayla gitmek zorunda kaldık ve park parası karşısında dudağımız uçukladı.Şehrin hemen girişinde otoparka park ettik.Saati 30 kuna ve yaklaşık 4 euro yani 13 TL gibi bir fiyat ve sabahtan akşama kadar şehir merkezinde vakit geçirdiğimiz için ödediğimiz fiyatı siz hesaplayın.Genel olarak zaten Dubrovnik çok pahalı bir şehir. 

Otelden Old Town’a yani eski şehre giderken yol üzerinde Adriyatik Denizi manzaralı bir çok araba cepleriyle karşılaşıyorsunuz.Mutlaka buralarda durup resim çektirmenizi öneririm.

Dubrovnik’te gezilecek yerlerin büyük bir kısmı surların içinde olan Old Town’da ve burası UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alıyor. Biz şehre girmeden önce, teleferiğe binip resimlerde gördüğümüz muhteşem Dubrovnik manzarasını seyretmek istedik.Yetişkin 108 kuna , çocuk 50 kuna .Yani yetişkin yaklaşık 50 çocukta 25 TL gibi bir fiyat. Teleferik,5 dakika gibi bir zamanda enfes bir manzara eşliğinde yukarı çıkartıyor.Yukarıda muhteşem bir manzara var ,şehri üstten Srd Dağı’ndan panoramik olarak seyredebilir aynı zamanda isterseniz restoranda yemek yiyebilirsiniz. Savaş zamanı teleferiklerde bombalanmış olduğu için  savaş resimlerini ve tekrar yapılışlarını anlatan resimleri görebilirsiniz.Teleferikle çıkmak istemeyenler Boskoviceva Sokağı’ndan yüzlerce merdiveni çıkıp yine bu tepeye ulaşabiliyor.


Dubrovnik Gezilecek Yerler

Surlar: Old Town’u  çevresindeki surlar üzerinden de gezebiliyorsunuz.Belirli yerlerdeki çıkışlar üzerinden surlara ulaşabiliyorsunuz.1940 metre uzunlukta olan surları gezmek için bilet almak gerekiyor.Surlar eskiden şehri düşmanlardan korumak amacıyla yapılmış.

Stradun Caddesi: Şehrin ana caddesi olan Stradun Caddesi eski şehri ikiye bölüyor ve caddenin her iki yönünde de şehre giriş kapıları bulunuyor.Bir çok tören ve kutlama bu cadde üzerinde yapılmakta.Şehrin en geniş ve en canlı caddesi üzerinde kafeler ,restaurantlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar var. 

Çan Kulesi:  1444 yılında inşa edilmiş olan kule 1667 yılındaki deprem sonrası eğilmeye başlamış. 1929 yılında yıkılıp yeniden inşa edilmiş. Stradun Caddesi’nin sonunda yer alan kulede Zelenci denilen heykeller var. Maro ve Baro denilen heykeller saat başı çıkıyor.

Büyük Onofrio Çeşmesi:  15.yy da İtalyan mimar Onofrio tarafından kentin su ihtiyacını sağlamak amacıyla yapılmış. Şehirdeki veba salgınından korunmak için yapılan çeşme çevresinde gösteri yapan kişilere rastlıyorsunuz.

Dubrovnik Şehir Kapıları:  Eski şehre girmek için 4 kapı bulunuyor. The Pile Gate, The Ploce Gate, The Peskarija Gate ve The Ponta Gate.Pile Gate şehrin karayoluna Ploce Gate ise limana açılan kapı.Pile ile Ploce arasında Stradun Caddesi bulunuyor.Eskiden düşmanın geldiğini gördüklerinde,düşmandan korunmak için kapıları kapatıyorlarmış.

Sponza Sarayı: 16.yy ‘da inşa edilmiş rönesans ve gotik tarzın izlerini taşıyan bir saray.Eskiden gümrük binası olarak kullanılmıştır. IMG_0610

Orlando Sütunu: 1418’de yapılan Orlando Sütunu, hemen alanın ortasında duran ve elinde bir kılıçla Dubrovnik’in özgürlüğü için savaşmış efsanevi asker Orlando için yapılmış. IMG_0647

St.Blasius Kilisesi: 1667 yılındaki depremde hasar gördükten sonra , ünlü heykeltraş Marino Gropelli’ye Barok tarzındaki şimdiki kilise yaptırılmıştır.

Küçük Onofrio Çeşmesi: 1440 – 1442 arasında yapılan Küçük Onofrio Çeşmesi , Büyük Onofrio Çeşmesi’nin inşasından sonra benzer amaçlarla inşa edilmiştir. Çeşmenin bir başka yapılış nedeni Luza Meydanı’na su sağlamak amacıyla yapılmıştır. IMG_0641

Gundilica Meydanı: 1667 depreminin ardından inşa edilen Gundulica Meydanı, üzerinde kurulan sokak pazarı ile ünlüdür. Meydanda 1893 yılından kalma Dubrovnikli Şair Ivan Gundulic’in bir heykeli bulunmaktadır. Meydanda ayrıca küçük bir çeşme de bulunmaktadır. Meydanda sabahları kurulan pazarda birbirinden güzel yöresel ürünlerden satın alabilirsiniz.

Franciscan Manastırı: 14.yy da yapılmış olan yapının en önemli özelliği şehrin yazılı arşivinin içinde olması ve dünyadaki 3. eczaneye sahip olmasıdır.

Rektör Sarayı: Dubrovnik’in en önemli ve en eski yapılarından olan bina müze olarak kullanılmaktadır.

Eski Liman: 15.yy da inşasına başlanmış liman 16.yy da bitirilmiştir. Limanda bir çok tekne bulunmaktadır. Limandan kalkan teknelerle yakındaki Lokrum Adası‘na gidebilirsiniz.


Jesuit Kilisesi ve merdivenleri: Kilise Mimar Ignazzio Pozzo tarafından 1667-1725 yılları arasında yapılmıştır.
Merdivenler 1738 yılında Pietro Passalacqua tarafından yapılmıştır. Roma’daki ünlü İspanyol merdivenlerine benzetilir.


Dubrovnik Katedrali: Haçlı Seferleri’nden dönen Richard bir kasırga sırasında denizde zor anlar yaşar ve Dubrovnik’e sığınır. Hayatının kurtulduğu bu yere bir kilise inşa etmeye söz verir ve bu katedrali yaptırır. Katedral 1667 depreminde yerle bir olmuş ve 20. yüzyılda yapılan yenileme çalışmaları ile günümüzdeki haline kavuşmuştur.

Önemli binalar dışında, Dubrovnik eski şehrin içinde dar sokakların arasında kaybolup ,sokaklara gire çıka Dubrovnik’in tadını çıkardık.Ara sokaklarda çeşitli kafeler ve restoranlar bulunmakta. Biz ,Mea Culpa isimli çok güzel pizzaları , pastaları olan bir kafede yedik.( http://www.meaculpa-pizzeria.com ) Dubrovnik’te tatlı soslu fıstık ve bademler, kurutulup şekerlenmiş portakal kabukları satılıyordu. Biz de tattık, beğenip aldık. Bir de baharatlı tuzları çok ünlü. Game of Thrones burada çekildiği için onunla ilgili çeşitli hediyelikler de satın alınabilir. Ayrıca bizim gibi çocuklu ailelerin ilgisini çekecek korsan konseptli şeker dükkanlarından alışveriş yapabilirsiniz.

Arabayla otele dönmeden önce Dubrovnik şehrinin içini ve Gruz Limanı çevresini  gezdik.


Dubrovnik’te hava çok güzel olduğu için , Adriyatik Denizi’nde denize girmeden dönmeyelim dedik. Deniz ve kumsal taşlıydı.Deniz pırıl pırıl ama su buz gibi olduğu için sadece ayaklarımızı sokmakla yetindik. Gerçekten Dubrovnik hem deniz tatili için hem de gezip görülecek muhteşem bir yer olduğu için gezi listesinin başına konması gereken bir şehir diyerek Split’e doğru yol alıyoruz.