Milano’ya kadar gelinir de trenle 50 dakika kadar uzaklıktaki Como Gölü’ne gidilmez mi? Cadorna tren istasyonundan kişi başı 4,5 euro olan biletlerimizi alıp , yaklaşık 50 dakika süren yolculuk sonunda Como’nun merkezindeki Como Nord Lago istasyonuna ulaşıyoruz. İstasyonun karşısı göl.IMG_2515 Çok çalışıp gelmediğim bir gezi olduğu için sağamı gidelim solamı derken önce gölün sağ tarafına karar veriyoruz. Çok güzel bir manzara eşliğinde yürürken, göl manzarasının muhteşem bir şekilde görüldüğü fünikülerin biniş noktasını farkediyoruz.5,5 euro olan biletimizi de alıp fünikülerin en önüne yerleşiyoruz. Sabah saatleri olduğu için zaten 2-3 kişi dışında kimse yoktu.Şubat ayı olduğu için hava hem sisli hem de soğuktu.Çok tereddüt etmiştik ama çok şükür ki yağmur yağmadı. 1894 yılında açılan ve yaklaşık 1000 metre uzunluğundaki hatta sahip olan fünikülerle 7-8 dakikada Brunate Köyü’ne varıyoruz. Brunate’de tüm gördüğümüz ufak bir meydan ve küçük bir kilise ama en güzeli de tepeden Como’yu gören muhteşem manzara oldu.

Yukarıda Türk bir aileyle ve Türk bir grup çocukla karşılaştık. Çok fazla zaman kaybetmeden aşağıya inip göl çevresinde gezinti yapıyoruz. İtalya’nın kuzeyinde Lombardiya Bölgesi’nde bulunan ve İtalya’nın üçüncü büyük gölü olan Como Gölü ile aynı adı taşıyan Como Kasabası bizi cezbediyor. Gelmeden önce okuduğuma göre Madonna, George Colooney gibi ünlülerin göl kıyısında evleri bulunmaktaymış. Y şeklindeki gölün biz sadece bir ucunu görmüş olduk.Aslında gelmeden önce planım; Milano Centrale istasyonundan  trenle Varenna’ya gitmek, oradan feribotla Bellagio’ya geçmek ve tekrar feribotla Como’ya gelmekti. Son anda çocukla bu kadar koşturmayı göze alamadık.como-piantina

Göl kenarında muhteşem manzaranın tadını çıkarıp bu sefer tren istasyonunun soluna yani kasabanın merkezine yol alıyoruz.

Como Gölü mimarlık mesleğinin doğduğu bölgeymiş. Göl kıyısındaki villa ve şatolar bunu kanıtlar nitelikte. Gezmeye Piazza Cavour’da bulunan Duomo Katedrali ile başlıyoruz. Rönesans ve Gotik mimarinin çarpıcı örneklerinden olan katedralin içini ve çevresini gezdikten sonra pilin muciti olan Volta Meydanı’nı buluyoruz.Meydanın ortasında Alessandro Volta’nın heykeli var.

Bizim ufaklıkla mümkün olmadı ama gölde 1 saatlik gezi yapan teknelere binmek isterdim. Hem havanın çok güzel olmaması hem de 1 saat gölün ortasında çıldırma durumlarına karşı vazgeçtik. Çocukla seyahat etmenin güzellikleri yanında zorlukları da var tabi. Mesela gelmeden önce yaptığınız planlardan bir anda vazgeçebiliyor ve olduğu kadar diyerek yola devam edebiliyorsunuz. Çok lüks bir yerde yemek yemektense bizim yaptığımız gibi bir anda şu Mc Donalds’ da yiyelim geçelim diyebiliyorsunuz.Nitekim de öyle oldu. Güzel bir pizza restaurantı görmüştük ama bizimki zırıldamaya başlayınca Mc Donalds’a girmeye karar verdik. Seyahatlerimizin vazgeçilmezi kavanoz sütlacı ve bir kaç parça patates kızartmasını yedirdikten sonra uyku vakti geldi ve pusetinde uyutup , kendilerinden kurtulup Como’nun birbirinden güzel sokaklarında gezmeye devam ediyoruz. Alışveriş yapılacak dükkanlar, öğle vakti olmasına rağmen bir çoğu açık olduğundan  ve %70’e varan indirime denk geldiğimiz için bol bol alışverişe burada da devam ediyoruz.(Genelde seyahatlerimde uzak durmaya çalıştığım bir şey)

Akşam 18.00 treni ile yine aynı yollardan geri dönüyoruz. Huzurlu , karmaşanın uzağında  ve birbirinden güzel binalara sahip Como’ya veda ediyoruz.IMG_2534IMG_2617