Daha önce çok kez gitmek için niyet ettiğim , her defasında bir sebeple gidemediğim İznik’e kavuşmuş olmanın sevincini yaşıyorum.Selçuklular ve Bizanslılar döneminde başkent olmuş ve Osmanlılar döneminde ilk cami,medrese ve imaret İznik’te inşa edilmiş.Bu kadar tarihe tanıklık etmiş bir şehir tabi ki de çok sayıda tarih ve kültür eserini de içinde barındırıyor.

İznik’e ulaşmak için Pendik’ten feribotla Yalova’ya  oradan da Orhangazi ilçesine devam ediyoruz.Orhangazi’den İznik tabelasına doğru döndükten sonra , sağlı sollu zeytin ağaçları eşliğinde yemyeşil ,40 km kadar bir yoldan ilerleyerek İznik’e varıyoruz.

İznik denilince ilk akla gelen İznik Gölü ve İznik Çinileri oluyor.Göl kıyısı boyunca bol miktarda çay bahçesi,restoran ve oteller bulunuyor. Öncelikle en manzaralı olanı gözümüze kestirip göl manzarası eşliğinde dinleniyoruz. İznik’te , İznik köftesi,göl balıkları tadılabilecekler arasında.

İznik’te gezilecek yerler arasında ilk sırayı 4 ana ve 12 tali kapısı bulunan surlar alıyor.Yaklaşık 5000 metre uzunluğundaki surlar,Helenistik dönemde inşa edilmeye başlanmış ve Roma ve Bizans dönemlerinde günümüzdeki şeklini almış.İznik’in 4 ana kapısı zafer takı şeklinde olup birbirine duvarlarla bağlanınca surları oluşturmuş.İstanbul Kapı, Lefke Kapı,Yenişehir Kapı ve Göl Kapı. Lefke Kapı şu anda restorasyon aşamasında olduğu için kapalıydı ancak brandaların boş bulduğum kısmından elimi içeri sokup resim çekebildim.İstanbul Kapısı ise şu an araba yolu olarak geçiş sağlıyor.Böylesine tarihi zenginlikler yurt dışında olsaydı daha farklı mı olurdu diye düşündüm.

Kapılardan sonra istikametimiz Osmanlı mimarisinin ilk örneklerinden olan Yeşil Cami oldu.Fakat cami maalesef restorasyon yapıldığı için kapalıydı. Turkuaz,mor,yeşil zikzaklı döşenmiş çinilerle süslü minaresinin sadece uç kısmını görebildik.Caminin hemen karşısında ,Sultan 1.Murad’ın annesi Nilüfer Hatun anısına 1388 yılında inşa edilen ,her gün yoksullara yemek dağıtılan Nilüfer Hatun  İmareti , günümüzde İznik Müzesi olarak hizmete devam etmektedir.Şanssızlık ki burası da restorasyondan dolayı kapalıydı.

Caminin çevresindeki sokakları geziyoruz. Bir iki katlı , rengarenk boyanmış evlerden oluşan sokaklarda gezmek çok keyifliydi.

İznik’in tam ortasında, surlarla çevrili şehrin ana kapılarının kesiştiği noktada inşa edilmiş olan Ayasofya Camii , Hıristiyanlıkla ilgili kararların alındığı 7.konsilin toplandığı yer olması bakımından da önem taşımaktadır.1331 yılında, Orhan Gazi camiye dönüştürmüş. Günümüzde ise 2011 yılında ibadete açılmış.

Ayasofya Camii ile Yeşil Camii arasındaki trafiğe kapalı , sağlı sollu tarihi çınar ağaçlarının bulunduğu cadde üzerinde İznik Çinilerinin satıldığı dükkanlar yer almakta.Bizde çini magnetleri ve çok zamandır almak istediğim çini tabaklardan alıyorum.

İznik’e bir de tepeden bakalım derseniz mutlaka Abdülvahap Sancaktari Türbesi‘nin bulunduğu tepeye çıkmanız gerekiyor.Tüm İznik ayaklarınızın altında.IMG_3796

Surların hemen yanında Sarı Saltuk Türbesi‘ne rastlıyoruz.Sarı Saltuk,Balkanların Osmanlılar tarafından fethedilmesinden önce Balkanlarda ve civarındaki bölgelerde seyahat ederek insanlara İslam dinini yayan  bir derviştir.Bir çok yerde türbesi bulunmaktaymış ve bunlardan birine de Bosna Hersek’te Blagay Şehri’nde rastlamıştık.IMG_3790

Yeryüzünde cennet arayanların , yeşili ve zeytin ağaçlarını doya doya yaşamak isteyenlerin tek adresi İznik olabilir.IMG_3785