Adana ,  uzun zamandır gitmek istediğim bir şehirdi.Şubat tatilinde oğlumun teog kampına gidişiyle biz de bir nefes alalım diye bir seyahat planlamak istedik. Ama bazen seyahatler plansız programsız oluşabiliyor.Adana seyahati de böyle oldu.Çünkü Montenegro’ya diye yani yurt dışına doğru giderken, uçağın son anda 2 günlük iptali ile rotamızı Adana’ya çevirdik. Üstümüzdekiler, bavulumuzdakiler soğuk Balkan ülkesine göreydi. Kalın kıyafetlerle orada ne yaparız derken şansımıza Adana bu sene en soğuk senesini yaşıyormuş. Hava bize göre iyiydi ama orada yaşayanlara göre soğukmuş. Konuştuğumuz kişiler hiç bu kış kadar üşümediklerini dile getirdiler.Neyse idare ettik bir şekilde.

Adana’nın bende çok derin anıları var. Bundan 22 yıl önce rahmetli babamla birlikte Adana’ya gelmiştik ve benim ilk uçağa binişimdi. Uçaktan iner inmez o sıcak hava neminin yüzümüze vuruşunu , nefes alamayacak durumdaki sıcaklığını da hiç unutamam.

Uçuşumuz 1 saat 10 dakika sürdü. Adana Şakir Paşa Havaalanı inanılmaz küçük bir havaalanı. Niye şaşırdım ? Uçak giderken de gelirken de full doluydu. Bu kadar büyük ve kalabalık bir şehre yakıştıramadım .

Havaalanından şehir merkezine taksiye bindik. Taksi 20 TL tuttu. 3,5-4 km civarında bir uzaklık var. Otelimiz  Hilton Oteli.Seyhan Nehri kenarında çok büyük bir otel. Zaten nehir kenarında bir Hilton bir de Sheraton Oteli var.

Otelde , gezilecek yerler için bir kaç bloga göz gezdirdikten sonra Adana’yı keşfetmek için yola çıkıyoruz.

Seyhan Nehri

Adana’nın  Seyhan ve Yüreğir  yerleşkelerinin sınırlarını çizen ve Çukurova’nın en batı kesiminde, Adana-Mersin sınırında Deli Burnu’nda Akdeniz’e dökülen bir nehir.Nehirde yüzen ördekler,gün batımı ile nehir boyunca çok güzel bir manzara var.

Taş Köprü

Hemen otelin yanında yer alan Taş Köprü , Adana’nın simgesi olarak kabul edilmiş Roma dönemine ait bir köprü. Sadece yaya trafiğine açık. 11 metre genişliğinde 310 metre uzunluğunda olan taş köprü halen kullanılabilen dünyanın en eski köprüsüymüş.Köprüden gün batımında muhteşem fotoğraflar çekilebiliyor.img_6009

Büyük Saat

Taş Köprü’den karşıya geçip soldaki sokaklara doğru ilerlediğinizde Türkiye’deki en uzun saat kulesine ulaşıyorsunuz.Kulenin uzunluğu 32 metre.1882 yılında yapılmış olan saat 2014 yılında restore edilmiş.img_6060

Tarihi Kazancılar Çarşısı

Büyük saat etrafında çarşılar ve satıcılar var. Çarşıda , kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerden bakırcılar, kalaycıları görüyoruz.Boy boy kazanların, ahşap sandıkların satıldığı dükkanları geziyoruz.

Ulu Camii

Ramazanoğulları Camii, 16.yy dan kalma bir cami.Medrese, türbe, imaret, dar’ül hadis, dar’ül şifa, sıbyan mektebi gibi yapıları da içeren Ramazanoğlu Külliyesi’nin bir parçası.1541 yılında tamamlanan cami, Selçuklu ve Memluk üslubunu taşıyor.Cuma namazına denk geldiğimiz için avluya renkli seccadeler serilmişti.

Yağ Camii

Çarşının içinde , daha önce Eski Cami denilen daha sonra avlu kapısının önünde yağ pazarı kurulması nedeniyle Yağ Cami adını almış çok güzel bir camiye rastladık. Yine cuma namazı olduğu için avlusu renkli seccadelerle donatılmıştı.1501 yılında Ermeni Saint Jacgues  Kilisesi’nin Ramazonoğlu Halil Bey’in emri ile camiye çevrilmesinden bir süre sonra mekânın yörenin ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması üzerine yanı başına Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından yeni bir cami yaptırılmış, iki yapı birleştirilmiş.Minaresinin yapımı 1525’te ,medresenin inşası 1558’de tamamlanmış.

Tarihi Kız Lisesi

Seyhan Nehri kenarındaki parkın içinde yer alan yapı şu an Adana Kültür Sanat Merkezi olarak kullanılıyor.1881 yılında Askeri Rüştiye olarak yaptırılmış.Binayı dıştan görüp yolumuza devam ediyoruz.img_6049

Tarihi Kız Lisesi’nin karşı caddesinden Sabancı Merkez Cami’ye doğru yürürken tarihi Otel Bosnalı var.Konak otelde kalmak isteyenler için iyi bir seçenek olabilir. Hemen devamında eski tip yan yana dizilmiş konaklar mevcut.Seyhan Nehri bir zamanlar buraya kadar olduğu için bu konaklar eskiden yalıymış. Bunların hemen yanında iki tane müze var.

Adana Sinema Müzesi

Sinemaya emeği geçmiş Adanalı olan kişilerin balmumu heykelleri,fotoğraflar,film afişleri  var. 2011 yılında 18.Altın Koza Film Festivali etkinlikleri kapsamında açılmış. Bir odada ödüller mevcut.Duvardaki resimlere bakınca tüm sanatçıların  Adana’dan çıktığını düşünüyoruz. İçlerinde Yılmaz Güney,Şener Şen de var. Rehberin detaylı anlatımı eşliğinde müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz.

Atatürk Evi ve Müzesi

Müze binası 19.yy da yapılmış geleneksel Adana evlerinden.1923 yılında Atatürk eşi ile Adana’ya geldiğinde Ramazanoğulları’ndan Suphi Paşa’ya ait olan bu evde ağırlanmışlar.Her yıl 15 Mart’ta Atatürk’ün Adana’ya gelişi kutlanıyormuş.Evi ücretsiz gezebiliyorsunuz.

Sabancı Merkez Camii

1998 yılında hizmete açılmış , 28.000 kişinin ibadet edebildiği cami Balkanların ve Orta Doğu’nun en büyük camisi olarak kabul ediliyormuş.Caminin %50 si halkın bağışları geri kalanı da Sabancı Ailesi tarafından yaptırılmış.Gerçekten çok heybetli ve çok güzel bir cami.

 

Merkez Park

Ben en çok Adana’nın parklarına vuruldum. Parklar bakımlı,devasa ve yemyeşil. Merkez Park , caminin hemen yanında ve Seyhan Nehri boyunca , geniş bir alanı kaplıyor.Portakal ağaçları,palmiyeler ve diğer ağaçlarıyla görülmesi ve vakit geçirilmesi gereken bir park.

Buraya kadar gezdiğimiz yerler Seyhan Nehri civarında  , toplam 2-3 km gibi bir mesafe içinde yer alan , Adana’nın belli başlı tarihi ve turistik yerlerini kapsayan ve 1 gün içinde gezilebilecek  yerlerdir. Biz vaktimiz olduğu için bir kısmını ertesi güne bıraktık. Bu çevredeki binalar , yaşam tarzı  biraz daha eski . Adana’nın yeni modern yüzü ise  Ziya Paşa,Atatürk ve Gazipaşa Caddeleri  ve civarı. Ziya Paşa Caddesi girişinde ki Atatürk Parkı yine dev palmiyeleri,dev ağaçları ve peyzajıyla bizi cezbetti. Parklarda çocuklu olmamızdan dolayı da çok vakit geçiriyoruz.

Cadde boyunca lüks markaların mağazaları, restoran  ve kafeler mevcut. Caddenin geliş ve gidişi ayıran ortadaki yeşil alanda , cadde boyunca yan yana sıralanmış portakal ağaçları var. Her yıl geleneksel hale gelmiş Portakal Çiçeği Festivali Nisan ayında düzenleniyor. Karnaval korteji bu caddelerden geçiyormuş. img_6121

Adana’nın belki de en çok turist çeken özelliği kebapları olabilir mi acaba? Yemeği çok sevenler için yerinde tatmak önemli tabi. Defalarca İstanbul’da Adana kebap yemişliğimiz vardır.Bir de yerinde bakalım diye başladık internetten araştırmaya. İlk Birbiçer Ciğer-Kebap Salonu‘na gittik.İki şubesi varmış. Biz ciğer yapan yeri tercih ettik. Adana’da kebapçı tespitlerimiz şöyle; Nereye giderseniz gidin ortaya bol kepçe çeşitli salatalar, köz biber,soğan tabağı ve pide getiriliyor. Tüm kebaplar şişte ateşte pişiyor.Ayran isterseniz bakır kapta geliyor.Şalgam Adana’nın olmazsa olmazı ama acılığı  bize göre değil.Biz burada hem adana hem de ciğer yedik. Gerçekten ciğer on numaraydı. Bizim kız yemek konusunda seçici olduğu için ağzına hiç bir şey sürmedi. Pilav , çorba istedik kebapçılarda bulunmuyormuş.

İkinci gün yine internet tavsiyesi ve otelin karşısında bulunan Kaburgacı Yaşar Usta‘da yedik. Yine aynı mezeler ve kaburga istedik.Çok salaş bir mekan. Ortada soba yanıyor ve kaportacı, tamirhanelerin içinde yer alıyor.Ama meşhurmuş. Doğruyu söylemek gerekirse etini sert olduğu için çok beğenmedik biz.

En son günde Hilton Oteli’nde Adana Kebap yedik . Gerçekten çok güzeldi.Kızın uyku saatleri için bazı öğünler de otelde yedik.Meze tabağı başta olmak üzere hepsi çok başarılıydı.

Bir de Ziya Paşa Caddesi’nin arka sokağında bulunan La Crema  muhteşemdi.Butik  güzel bir pastahane. Özellikle beyaz kremalı ekler ve profiterollerini tattık ve çok beğendik.img_6218

Seyhan Baraj Gölü civarında manzaralı bir çok kebapçı  varmış. Ama biz bir günümüzü de Tarsus’a ayırdığımız için gidemedik.

Sonuç olarak , günübirlik bile olsa Adana ‘yı mutlaka gezi listesine alınız. Bu sene olmasa da başka seneler de bir de festival zamanı gelmeyi planlayarak Adana’ya veda ediyoruz.