Adana’ya kadar gelmişken 40 km uzaklıktaki Tarsus’u görmeden dönmek olmazdı. Her zaman, her seyahatte yakın bir şehir,ülke var mı diye mutlaka araştırırım. Böylece 1 günümüzü de Tarsus’a ayırdık. Yıllarca Tarsus’u Adana’nın bir ilçesi bilirdim,meğer Mersin’e bağlıymış. Bunu da öğrenmiş oldum.

Oteldeki araba kiralama şirketinden 1 günlük, 100 TL ‘ye araba kiraladık. Aslında Tarsus’a trenle,otobüsle de gitmek mümkün. Ama çocuklu olunca arabayla daha rahat ediyoruz.

Böylesine güzel , her tarafından tarih fışkıran ,8000 yıllık bir geçmişi olan bu şehri hem şaşkınlık hem de hayranlıkla geziyoruz.

St.Paul Anıt Müzesi

Hıristiyan dünyasında dinin yaygınlaşması için büyük mücadele veren Aziz Paul adına yapılmış bir çok kiliseden ayakta kalmış olan tek kilise.Hıristiyanların Tarsus’tan ayrılmasıyla birlikte uzun süre boş kalan kilise, bazı eklemelerle dönem dönem farklı amaçlar için de kullanılmış. İncil’de Tarsuslu Paul olarak geçtiği için Hıristiyanlar adına önemli kutsal mekanlardan olan kilise 1994 yılında Anıt Müze olmuş.

Kırkkaşık Bedesteni

Ramazanoğulları Beyliğinden  İbrahim Bey tarafından 1579’da yaptırılmış olan Kırkkaşık Bedesteni, ilk dönemlerde imarethane (Aşevi) ve medrese olarak kullanılmış ,  Cumhuriyetten sonra kapalı çarşı olarak işlev görmüş. Dikdörtgen plana sahip olan bedesten adını, yapının dış cephesinde bulunan kaşık süslemelerinden almış. Kesme taştan inşa edilen binaya batı ve doğu yönündeki iki kapıdan girilebilmekte. İçerisinde 21 oda bulunan yapı 7 kubbeden oluşmaktadır. Bedestene girdiğimizde burada ki dükkanların kadınlar tarafından işletildiğini görüyoruz. Zaten hemen Tarsus ve tarihİ hakkında bilgi verdiler. Şahmeran , dilek kilidi ile ilgili hikayeler anlattılar. Şahmeranlı magneti çantaya atıp çevreyi gezmeye devam ediyoruz.

Ulu Cami

Bedestenin hemen yanında Ulu Cami var.788 yılında yapılan cami,962 yılında Tarsus’un Bizanslılar tarafından işgal edilmesiyle kiliseye dönüştürülmüş. 1579 yılında Ramazanoğullarından İbrahim Bey tarafından cami şu an ki görünümüne ve bedestenle bütünlük olacak haline getirilmiş.Caminin köşesindeki saat kulesi 1895 , şadırvan ise 1905 ‘te camiye eklenmiş. Caminin içini gezdiğimizde uzun dikdörtgen yapısıyla klasik camilerden çok farklı olduğunu görüyoruz.Ayrıca minaresi de camiden ayrı zeminde inşa edilmiş.

Yeni Hamam

1785 yılında inşa edilmiş hamam halen işlevini sürdürüyor. Büyük ,küçük beyaz kubbeleriyle ilginç bir yapı. img_6173

Makam-ı Daniyal Camii

2006 yılında bir hafriyat çalışması sırasında , basık tonozlu kemerli bir yapının ortaya çıkmasıyla kazı çalışmaları başlamış ve  bir çok mimari yapıyla karşılaşılmış.Mevcut cami ibadet alanı olarak düzenlenmiş, kazı sonucu ortaya çıkan buluntular korunarak yürüyüş yollarıyla birbirine bağlanmış.

Danyal Peygamber 2. Babil Kralı Nebukadnesar (M.O 605-562) zamanında yaşamış, Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygambermiş. Rivayete göre;Babil Kralı rüyasında İsrailoğulları’ndan gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını bildirmesi üzerine İsrailoğulları’ndan doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiş. Bu nedenle Danyal Peygamber doğunca onu dağ başında bir mağaraya bırakmışlar. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışmış. Bir kıtlık senesinde Tarsus’a davet edilen Danyal Peygamber’in Tarsus’a gelmesiyle birlikte bolluk olmuş. Danyal Peygamber Babil’e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus’ta şimdiki Makam Camii’nin bulunduğu yere gömülmüş.

Kemeraltı

Roma döneminden kalan bir hamam kalıntısından geçilip Kemeraltı Çarşısı’na geçiliyor. MS. 2.3 yy ‘a ait olduğu tahmin edilen yapının kuzey ve batı bölümleri tamamen yıkılmış , güney duvarında 3,5 metre genişlikte 4 metre yükseklikte delik açılmış ve çarşıya geçiş sağlanmış.Bu nedenle halk tarafından buraya altından geçme denilmekte.

Kemer Altı Çarşısı (Siptilli Çarşısı)

Karşılıklı iki bina arasına uzatılan iplerle 600 tane renkli şemsiyenin asılması , çarşıya değişik bir atmosfer kazandırmış.Bu güne kadar şemsiye dekorlu çok yer gördük ama bu kadar şemsiyeli olanına rastlamamıştık.Çarşıyı da şöyle bir dolaşıp çıkıyoruz.img_6182

Şahmeran Hamamı 

Roma döneminden kalan hamam Altından Geçme’nin uzantısı, Eski Hamam’ın olduğu yere kadar uzanıyor. Efsanevi Yılanlar Padişahı Şahmeran’ın burada kesildiğine ve kanının bu hamamın duvarlarına sıçradığına inanıldığından “Şahmeran Hamamı” da deniyormuş.Duvarları moloz taştan inşa edilen yapı genel olarak Türk hamamı özelliklerini göstermektedir. Soyunma yeri, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümünün üzeri kubbe ile örtülüdür. Ayrıca 10 ahşap loca ve ortada sonradan betonla çevrilmiş bir havuz vardır.

Şahmeran efsanesinin Tarsus’ta geçtiğine inanıldığı için Eski Cami’nin bulunduğu meydanın ortasında Şahmeran Heykeli bulunuyor.img_6178

Eski Cami

Kilisenin 1102 yılında St. Paul’s Cathedral olarak yapıldığı söylenmekte.  1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiş. img_6189

Caminin çevresindeki eski evlerin olduğu sokakları geziyoruz.img_6187

Antik Yol

Antik Roma yolları, bir mahalleden diğer mahalleye asker ve askeri malzeme taşımak için yapılmakla beraber bu yollar  atlı arabalar için taşıt yolu amaçlı yapılmış.Benzerlerini Roma’da gördüğümüz için , bir an durdum ve böylesine tarih fışkıran bir yeri ben mi daha önce duymadım yoksa gerçekten Tarsus’un iyi bir reklamı yapılmıyor mu diye düşündüm. Büyük bir bölümü toprak altında olan antik yerleşimin bir kısmı gün yüzüne çıkarılmış.img_6195

St.Paul Kuyusu

Antik Yol’dan devam ettiğimizde  St.Paul Kuyusu’na varıyoruz.St.Paul’un Tarsus’ta doğduğu  ve kuyunun olduğu yerin kendisinin evi olduğu kabul edilmiş.Yakın zamana kadar yapılan kazı çalışmalarında evin bazı duvarları bulunmuş.Kudüs’e hacı olmak için giden hıristiyanların bu kuyu suyundan içtiği söyleniyor.img_6288

Eski Tarsus Evleri

St.Paul Kuyusu’nun hemen yanındaki sokaklar restore edilmiş Eski Tarsus Evleri’nden oluşuyor.Her sokakta gelin, nişan fotoğrafları çektiren çiftler vardı. Tarihi dokusuyla  film ve dizi yapımcılarından da büyük ilgi görüyormuş. Kurtlar Vadisi Filistin, Beynelmilel ,Hanımın Çiftliği ve Seher Vakti dizileri için de doğal film platosu görevi görmüş.  Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı Issız Adam filminin de bir sahnesi burada çekilmiş.

Tarihi Tarsus evlerinin çok azının geçmiş yüzyıla ait olduğu biliniyor. Bugün hala ayakta kalan binaların büyük çoğunluğu, Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtıyor. Taş, kerpiç ve ahşaptan yapılan evlerin , alt katları işlik olarak düşünüldüğü için yüksek tutulduğu gözleniyor. Yörede mağaza olarak adlandırılan bu bölüm, evin nüfusu arttığında yeni bir yaşam alanına dönüştürülüyormuş.Bütün evlerin en vazgeçilmezinde ise avlular var.Türk geleneksel mimarisinin en belirgin özelliklerinden biri olan bu avlular, sıcak iklimleri katlanılır kılan unsurlar olarak Tarsus evlerinde de yerini alıyor.

Kleopatra Kapısı

Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra’nın sevgilisi Romalı General Antonius ile Tarsus’da buluşmak üzere geldiklerinde, o zamanın limanı olan Gözlü Kule’de büyük bir törenle karşılanmışlar ve bu kapıdan  şehre gelmişler.Önceleri Deniz Kapısı olarak kullanılıyormuş, sular çekildikten sonra kapı Tarsus’un ortasında kalmış.Evliya Çelebi de bu kapıdan İskele Kapısı olarak bahsediyormuş.

kleopatra kapısı tarsus ile ilgili görsel sonucu
internetten alıntı

Tarsus Şelalesi

Tarsus şehir merkezinin içinde , merkeze 2 km uzaklıkta olan şelaleyi görmeye gidiyoruz. Berdan Nehri’nin 4-5 metre yükseklikten dökülmesiyle oluşmuş.Roma döneminde şelalenin bulunduğu alan mezarlık olarak kullanılmış.Şelalenin çevresinde mesire yeri,çay bahçeleri ve restoran bulunmakta.img_6210

Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası

Tarsus’a 10 km uzaklıkta Dedeler Köyü’ne doğru yol alıyoruz.Ashabı Kehf , mağara arkadaşları,mağara erenleri anlamına geliyormuş.İnanılan hikaye ; genç müminler inançlarını korumak için bütün dünyalık makam , mevki ve saray hayatını terk ederek Ersus’un 12 km kuzeybatısında bulunan  Encülüs Dağı’na hicret ederler.Dağın yamacında bulunan mağaraya sığınırlar.Allaha dua ederler ve 309 yıl yemeden, içmeden ,bedenlerini çürütmeden, yaşlanmadan ve kimseye gösterilmeden Allah tarafından uyutulmuşlar.309 yıl sonra uyandıklarında bir gün uykuda kaldıklarını zannetmişler.Çarşıya çıktıklarında yanlarındaki eski paralara karşılık kendilerini ele vermişler.Başlarından geçenleri anlatmışlar ama kimse inanmamış.Bu olay tüm halk tarafından duyulmuş ve ahiret hayatının varlığının ispatı olan bu hadise karşısında Allah’a ve ahirete inanmayanlar iman etmişler.Bu genç müminler mağaraya geri dönmüş ve gözden kaybolmuşlar. Dönemin idarecileri mağaranın önüne mescit yapılmasına karar vermişler. Mescit Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde restore edilmiş ve halen hizmet veriyor.

Ülkemizde 4 , dünyada 33 mağarası bulunan Eshab-ı Kehf bir çok inanışta mevcut.Ülkemizde Afşin, Selçuk (Efes), Lice ve Tarsus’da bulunan mağaralardan en sık ziyaret edileni Tarsus olarak biliniyor. İşte böyle bir inancın simgesi mağaranın olduğu yerde yapılan duaların adakların kabul olduğuna dair inanış kuvvetli olduğu için ziyarete gelen çok.

Tarsus gezip görülecek çok kültürlü bir zenginliğe sahip. Hıristiyanlık için bu derece önemli değerlere sahip olduğumuz bir yeri nasıl olur da dünyaya pazarlamadığımıza inanamayarak  Adana’ya geri dönüyoruz.