Yeni şehir anlamına gelen Novi sad ,Voyvodina bölgesinin başkenti ve  Sırbistan’ın  3. büyük şehridir. Bir zamanlar Avusturya -Macaristan İmparatorluğuna ev sahipliği yapmasından dolayı mimarisinin güzelliği hemen anlaşılıyor. Hem sosyal açıdan hem de mimari açıdan Belgrad’dan çok farklı bir şehir.

Belgrad’dan 80 km uzaklıkta olan Novi sad’a biraz konforumuzu düşünerek taksi kiralayıp gidiyoruz. Taksi 40 Euro tutuyor. Çocuklarla bu sıcakta otobüs,tren ara, bul,in bin göze alamıyoruz.

Sokaklarında kaybolduğumuz , ne iyi ettik de geldik dediğimiz şehri adım adım keşfediyoruz. Gezmeye en önemli meydanı Özgürlük Meydanı‘ndan başlıyoruz. (Trg Slobode) Meydanın tam ortasında  şehrin sembolü sayılabilecek birkaç önemli yapı bulunuyor. 1895’te yapılan Belediye Binası ve tam karşısında yer alan St. Mary Kilisesi, meydanın ortasında yer alan Sırp gazeteci ve yazar Svetozar Miletić Anıtı bunlardan bazıları.

Meydandan ilerlediğimizde geniş cadde boyunca sıralanmış pek çok şirin kafe ve restoranlarla karşılaşıyoruz. 1-2 katlı binaların yer aldığı ,sokak çalgıcılarının eşlik ettiği cadde boyunca yürüyoruz.

St. Mary Kilisesi’nin hemen sağ yanından ileriye doğru uzayan, trafiğe kapalı Zmac Jovina Caddesi , eskiden zanaat ve ticaret dükkanları ile doluymuş. Bu caddenin sonunda şair Jovan Jovanovic Zmajın bir anıtı ve hemen arkasında ise Sırp Ortodoks Kilisesi Piskoposu’nun sarayı yer alıyor.

 

Piskopos’un konağının hemen sağ tarafı olan Dunavska Caddesi‘nin başında bir kütüphane ve arka tarafında ise 1905 yılında yapılmış St.George Katedrali bulunuyor.

Novi Sad’da görülmesi gereken en önemli ve en güzel yer Petrovaradin Kalesi. Şehir merkezinden kaleye çıkmak için taksiye biniyoruz. Aslında kale merkeze yakın ama kaleye tırmanmak biraz zor. Tuna nehri kıyısında inşa edilmiş kale , muhteşem bir manzaraya sahip. Osmanlı hakimiyetinde yaklaşık 160 yıl kalan Petrovaradin, daha sonra Avusturyalılar tarafından ele geçirilmiş. Çeşitli zamanlarda Osmanlı’nın kaleyi alma girişimleri olsa da başarısız olunmuş.Tarih kitaplarında okuduğumuz meşhur Pasarofça Antlaşması’da burada yapılmış.

Kalenin içinde Saat Kulesi var ve Saat Kulesi’nin bulunduğu yere yakın bir noktadan bakılan manzara  Petrovaradin’deki en güzel manzara. Karşıda Tuna Nehri, Varadin Köprüsü ve Novi Sad ‘ı içine alan manzaranın tadını çıkarıp kalenin etrafında tur atıyoruz. Biz yemedik ama istenilirse burada yemek yenebilecek restoranlar var.

Kaleden, bizi şehre getiren aynı taksiyle geri dönüyoruz. Biz çocukla gezdiğimiz için gece hayatı gibi kısımlara fazla katılamıyoruz ama burada gündüzler sakin geçtiği halde  geceleri daha hareketli oluyormuş. Ayrıca her yıl temmuz ayında Exit Müzik Festivali yapılıyormuş. Benden söylemesi.

petrovaradin kalesi ile ilgili görsel sonucu
internetten alıntı