Kurban Bayramı’ nda 5 günlük tatili fırsat bilip yakın nereye gidebiliriz düşüncesinin sonunda Malta gezisi oluştu. İyi ki de oluşmuş! Tadı damağımda kalan bir tatil oldu. Malta’ya gelmişken feribotla 1,5 saatte ulaşılan Sicilya Adası’nı da listeye koymuştuk ama Malta’nın güzellikleri karşısında vazgeçtik. Vakti olanlar iki adayı da keşfedebilir. 

Akdeniz ‘ in ve Sicilya Adası ‘ nın güneyinde yer alan Malta 3 adadan meydana geliyor. Bunlar Malta Adası, Gozo Adası ve Comino Adası. Malta Adası en büyük ada. Başkenti Valletta. Yaklaşık 2 saat süren uçak yolculuğu sonunda Luqa Malta Havaalanı’na iniyoruz. Havaalanı çıkışında tekrar x-ray cihazından bagajları kontrol ediyorlar. Dolayısıyla inanılmaz bir çıkış sırası oluşuyor. Çocukla gezmenin faydaları diyerek bizi zarasız görüp aramadan geçiriyorlar. Çıkışta , otele gitmek için taksiye binmek istiyoruz. Taksiye binmek isteyenler taksi bürosundan bilet alıyor ve sıra bekliyor. Yaklaşık 30 dakika taksi gelmesini bekliyoruz. Taksici bir facia . Sağ sağlim otele varmak için bildiğimiz duaları ediyoruz. Otel St.Julian’S bölgesinde Radisson Blu Otel. Otel odamız deniz manzaralı ve inanılmaz büyük . Artık iki çocuklu olunca maalesef  bizim için önemli bir detay oldu. Güneşin batışı manzarasına karşı balkonda ve sahilde keyif yapıp ilk günü bitiriyoruz.IMG_1862

Sabah erkenden kahvaltı yapıp kendimizi dışarı atıyoruz. İlk durağımız başkent Valletta .Malta’da otobüs sistemi gayet gelişmiş. Adanın her yerine otobüs var. Dün hava alanından aldığımız Malta Tallinja Explore Card larımızı kullanıyoruz. 1 haftalık card 39 euro. İçerisinde hop on hop off , otobüs bileti ve boat turu içeriyor. Önce çok pahalı geldi ama otobüs biletinin 2 euro olduğunu hesaplarsak , in bin yaptığımız zaman fazlasıyla kart parasını çıkardığımızı görüyoruz.

VALLETTA

1565 yılındaki Malta Kuşatması’nda Osmanlı kuvvetlerine karşı komuta ettiği direnişçi birliklerle kazandığı zaferin ardından Aziz John Şövalyeleri’nin kahramanlarından biri haline gelen Jean Parisot de la Valette’den ismini alan Valetta’nın mimarisi muhteşem. İnişli çıkışlı uzun sokakları , sarı taştan binaları , rengarenk pencere ve  kapıları , sanat eseri niteliğindeki kapı kollarıyla bizi kendine hayran bıraktırıyor. 

Saint Elmo’s Kalesi ve Ulusal Savaş Müzesi’ni geziyoruz. Valletta ‘nın uç noktasında bulunan kale 1500’lü yıllarda inşa edilmiş , Osmanlı’nın Malta Kuşatması esnasında bayağı önemli bir rol oynamış ve Osmanlı burayı resmen top yağmuruna tutmuş.  Hem kaleyi hem de içindeki Ulusal Savaş Müzesi’ni ziyaret edebiliyorsunuz. 

Kaleden çıkıp yürümeye devam ettiğimizde karşımıza Kraliçe II.Elizabeth’in 1992 yılında Malta ziyareti sırasında açılışını yaptığı Siege Bell War Memorial anıtı çıkıyor. Çanın hemen önünde 1940 – 1943 yıllarında İkinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybedenlere adanmış bir anıt da var. Anıtın üst caddesinden yukarıya doğru çıkıldığında Üst Kışla Bahçeleri’ne (Upper Barrack Gardens) geliyoruzGüzelliği ile Game of Thrones’a da mekan olan bu bahçe belki de Malta’nın en eşsiz panaromik manzarasına sahip desek yanlış olmaz. Valletta limanını da içine alan manzarada bol bol resim çektiriyoruz.

1571 yılında inşa edilen Grand Master’s Palace Valletta’da ki en eski yapılardan biri.  Her daim idari yönetimin yürütüldüğü bir bina olmuş ve günümüzde de devlet başkanının ofisi olarak kullanılıyor. Binanın girişinde bulunan askerlerin nöbet değişim törenini izliyoruz.IMG_1884

Yine Cumhuriyet Caddesi’ne çıkıyoruz. Kafelerin bulunduğu geniş bir meydan, meydanın ortasında Kraliçe Victoria heykeli ve hemen arkasında Ulusal Kütüphane var. 1796 yılında yapılan bina Malta için büyük öneme sahip.St.John şövalyelerine ait el yazması bilgi ve eserler, 1530 yılında adanın şövalyelere verildiğini içeren belgenin orijinali ,1500 yılından öncesine ait birçok eser yer alıyor.IMG_1947

Cumhuriyet Caddesi’nden şehir kapısına doğru ilerlerken taş ve cam kaplı bina yani yeni parlamento binası , içinde sütunlar bulunan opera binası , Valletta ‘nın ilk kilisesi , İtalyan Kilisesi , önünde iki top olan başbakanlık binası Kastilya Hanı civarını geziyoruz. Ana kapı olarak bilinen şehir kapısı,  1960’larda yeniden yapılmış. Kapının hemen dışında otobüs durakları bulunuyor. Ama bu kapıdan araç geçmiyor. Sadece yayalara açık olan şehir kapısından çıkıp Valletta’yı bitirmiş oluyoruz.

SLİEMA

Rengarenk cumbalı ve kapıların olduğu dar sokaklarda kaybolduğumuz Sliema , Malta’nın en önemli yeri. Buradan tekne turları , hop on hop off otobüsleri , feribotlar kalkıyor. Eski Malta otobüsünün hediyelik eşya dükkanına dönüşmüş haliyle karşılaşıyoruz. Nostaljik otobüsü gördükten sonra biraz ilerlediğimizde Point Alışveriş Merkezi ve giriş kapısı asansörü önündeki muhteşem Valletta manzarası’nın çekildiği noktaya geliyoruz. Burada ,bir çok ülkede rastladığımız aşıkların taktığı kilitler var.Ayrıca Sliema’da ingilizce dil okulları bulunuyor.

Sliema ile St.Julians arasında Spinola Bay körfezi var. Çok güzel bir yer. Burada denize giriliyor.

Gezimizin üçüncü gününde Marsaxlokk ve Mdina’yı geziyoruz. Sabah erkenden otobüsle Valletta’ya oradan aktarma otobüsle Marsaxlokk kasabasına geliyoruz. St.Julians’dan yaklaşık 1,5 saat gibi sürüyor. Yani ada küçük gibi görünse de gezilecek yerler o kadar da yakın değil.

MARSAXLOKK

Resimlerde hayranlıkla seyrettiğim küçük ama muhteşem balıkçı kasabası gerçekten de görülmesi gerekir. Denizin üstünde yüzen rengarenk balıkçı tekneleri , teknelerin üstünde , balıkçılar denizde iken koruduğuna  inanıldığı için çizilmiş göz resimleri harikaydı. Biz pazar günü geldiğimiz için burada kurulan pazara da denk gelmiş oluyoruz. Pazar sahil boyunca uzanıyor. Ne ararsanız var. Biz balık pazarı olduğunu okumuştuk ama balık tezgahından çok giyim, hediyelik eşya … bulunuyor. Luzzu adı verilen balıkçı tekneleriyle bol bol resim çektiriyoruz. Meydanında oturup kahve içip bir mola veriyoruz.

 MDİNA

Ortaçağ mimarisine sahip 4 bin yıllık taş evlerle süslü Mdina, Game of Thrones dizisine de konuk olmuş. Labirenti andıran dar ve sessiz sokaklarında geziyoruz. Mdina kapısından içeri girdiğinizde sokaklarda atlı arabaların tıkırtısıyla eski çağa ışınlanıyorsunuz. Sanat eseri kapı kolları burada da dikkat çekici. 

Malta’daki plajlar

Malta’da, rüzgar sörfü yapanlardan güneşlenenlere kadar herkes için bir plaj var. Bazı plajlar ve kayalık sahiller adanın farklı yerlerinde . Mesela bizim kaldığımız St.Juliana’S da yer alan otelin plajı kayalıktı. Adadaki tüm plajlara şehir otobüsleriyle ulaşılabiliyor. IMG_2041

Eşine az rastlanır masmavi suyu için Comino Adası’nın  Blue Lagoon‘una bir tekne gezintisini kaçırmayın. Cirkewwa limanından  küçük teknelerle 15 dakika içinde ulaşabiliyorsunuz.(10€) .

Sahil beldeleri ve daha büyük kumlu plajlar Malta’nın kuzey kesiminde. Malta’nın en popüler plajları Mellieha BayGhajn Tuffieha ve Golden Baydir. Şehrin içinde de bir çok yerden denize girebiliyorsunuz.

Malta Card’ımıza dahil olan Hop on hop off ‘a bindik ve tüm adayı gezdik. Gezerken otobüsün durduğu yerlerin birinde Mosta Dome Kilisesi’ni gördük. 37 metrelik çapı ile Avrupa’da ve dünyada 3. kubbeye sahip kilise imiş.IMG_2135

Malta’da gece hayatının en sıkı yaşandığı sağlı sollu gece kulüplerinin olduğu St.Julian’S  , otelimizin bulunduğu bölge olduğu için hemen her gece burada vakit geçirdik. Hard Rock Cafede yemeklerimizi yedik. Burada bir de küçük bir alışveriş merkezi bulunuyor. Akdeniz ülkesi olduğu için pizza , balık ürünleri , makarna ile çocuklar için yemek olayını çözdük.

Sonuç olarak Malta ‘da biraz İtalyan,  biraz Arap , bolca İngiliz etkileri hakim. Trafik ters direksiyon ters , elektrik prizleri İngiliz sistemi. Çocukla tatil , yurtdışı deniz tatili , balayı tatili  için ideal bir yer. Akdeniz olduğu için hava eylül olmasına rağmen sıcak . Biz bayıldık , tadı damağımızda kalarak geri döndük. IMG_2069