2018’e günler kala, internet ortamında moda olan, insanların akın akın gittiği, poz poz resimlerinin çekildiği Alsace Şarap Yolu diye adlandırılan , Fransa’nın doğu bölgesinde yer alan Almanya ve İsviçre’ye komşu olan Strasbourg’dan Colmar’a uzanan rotayı merak edip düştük yollara.

route-des-vins-maps
internetten alıntı

Aslında her zaman olduğu  gibi ben merak ettim desem daha doğru olur. Günler öncesinden otel ,uçak ayarlaması yaptım. Yaptım ama : Noel pazarlarını da göreyim ! Yılbaşı ruhu nasıldır acaba ? Kışın çocuklarla üşür müyüz ? Kar yağar mı ? Yağarsa soğukta nasıl gezeceğiz ? gibi binbir git gel sorularla içim içimi yedi. Ama sonuç olarak  muhteşem , iyi ki gitmişiz diyebilirim. Yalnızca noel marketleri gezmekle yılbaşı beraber olamıyor. Bir çok yerde noel marketler 25 Aralık’ta kapanıyormuş. Fransa’dakilerin son gününe denk geldik, Almanya’da ise küçük bir tane açıktı diğerleri kapanmıştı.

IMG_4075

         Herkes buraya genelde İsviçre’nin Basel şehrinden geçiyor. Biz ise Almanya’nın Stuttgart şehrinden gittik. Her iki mesafe de aynı sayılır. Stuttgart-Strasbourg arası 150 km. Stuttgart’dan giderseniz ilk Strasbourg ‘ a varılıyor, Basel’den gidilirse Colmar’a. Stuttgart’dan araba kiraladık ve erkenden yola çıktık. Yaklaşık 1 saat 45 dakikada  Strasbourg’a vardık. Strasbourg ve Almanya sınırı sadece bir nehirle bölünüyor ve bir anda Fransa topraklarına geçiliyor. Araba park yeri bulmak zor olmadı gerekli yönlendirme tabelaları var. Bazı parklar dolu yazıyor ama parkın kapısında beklendiğinde içeriden araç çıktıkta içeri otomatik alıyorlar. Şehir merkezine en yakın parka parkedip yürümeye başlıyoruz. Buraya gelmeden önce nereleri gezeriz ne yer ne içeriz diye araştırmalarımı yapmıştım ama yılbaşı zamanı çok kalabalık olduğu için öyle sokak sokak gezmek mümkün olmuyor. Zaten kalabalığın akışı sizi görülecek yerlere götürüyor. Strasbourg’da evler muhteşem. Her biri sanki bir masal ev.  Katedralin önünde kurulan noel pazarı, atlı karınca, tüm dükkanların evlerin süslerle  oyuncaklarla süslenmiş olması, meydanlarda ki süslü yılbaşı ağaçları, her şey sanki bir masalın içine dahil ediyor insanı. Abarttıkları kadar varmış dedirtti. Burası  normal zamanda da güzeldir eminim ama mutlaka yılbaşı üzeri gelin bu ambiyansı görün diyorum.

            Strasbourg’un  16. 17. yy dan kalma en eski evlerini ve kanallarını içine alan Petit France Bölgesi’ne geçiyoruz. Burası kanalların birbirine bağlandığı tipik Alsace evlerinin yer aldığı muhteşem fotoğraflar çekebileceğiniz bir yer.

            Strasbourg’dan sonra Alsace’nin bir başka köyü Obernai ‘ye geçiyoruz. Burayı görmeden geçmeyin derim. Yalnız araba park etmek için şehri yaklaşık 8 kere turladık ve sonunda bir yer bulabildik. Obernai’nin herkesin deyimiyle kurabiyeyi andıran evleri, noel pazarları, pazarların içine kurulmuş atlı karıncaları, sokakları bir harikaydı. Şuradan girin burayı gezin diyemeyeceğim çünkü köy çok küçük ve yürüyerek gezilebiliyor. Yüreğiniz hangi sokağa girmek istiyorsa oraya girin diyorum. Burada kreplerimizi yiyip atlı karıncamıza da bindikten sonra yola devam ediyoruz. Ne de olsa çocukla geziyoruz.

           Obernai’den sonra arada uğrayacağımız köyler var ama hava 16.30 gibi karardığı için kararmadan  önce Colmar‘a gidelim istedik. Colmar’ın girişinde Newyork’daki Özgürlük Heykeli bizi karşıladı. Meğer onu yapan  Frederic Auguste Bartholdi Colmar’lıymış. Colmar için yine araba otopark yeri bulduk ve otoparktan çıkar çıkmaz şehrin merkezinin kalabalığına karıştık. Bu Fransız Alsas yolu neymiş ne güzelmiş! Colmar hepsinden mi güzel yoksa her  yerde aynı şeyi mi düşünüyoruz. Bayıldık ya tek kelimeyle! Yine noel market, yine kurabiye pasta karışımı evler, süsler, çocuklar eğlensin diye mini lunaparklar… Kanalların etrafındaki evler Colmar’a muhteşem  bir görsellik katıyor.

             Görmek istediğim Ribeauville ve Riquewihr köyleri maalesef akşama kaldı ama akşamı ışıl ışıl muhteşemdi. Her iki köy arası sadece 2 km. Her ikisi de çok güzel süslenmiş. Noel temalı mağazaları gezdik ve içeride gördüğüm noel süslerinin çeşitliliğine  inanamadım, harikaydı. Fransa’da noel, yılbaşı ruhu bir başka.

         Biz 1 günde hepsini gezmeye çalıştık ama tabi ki yetmedi. Amacımız yılbaşı ruhunu görmekti, onu yaşamış olduk. Buraları hakkıyla yaşayarak gezmek için 3-4 gün gerekli. Alsas Bölgesi üzüm bağlarını geze geze , şaraplardan tada tada keşfetmek lazım. İlk yurtdışına çıktığım ülke Fransa ve  9 yıl Fransız okulunda okumuş çocuğumuz yüzünden Fransızca ve Fransa ile iç içe olan bir aile olarak Fransa’ya hayranlığımız bir kat daha arttı. Kesinlikle buraya 2 kere gelinmeli. Biz birincisini yaptık inşallah bahar aylarında bir kez daha bu rotayı gezeriz. Gerçi kış olmasına karşın yağmur, kar yağmadığı gibi hiç üşümedik diyebiliriz. Sadece Stuttgart’a dönüş yolu boyunca sağanak yağdı. Son olarak, Fransa’nın  Paris’ten ibaret olmadığını burayı gezerek görmüş olduk.IMG_4259