Edirne’ye yaklaşık 20 yıl önce, mimarlıkta okuduğum yıllarda gitmiştim. Aradan geçen bunca yıl sonra iki çocukla gitmek anıları tazelemek çok güzel oldu bizim için. O yıllarda otobüsle gitmiştik ve çok fazla yer görememiştik. Bu sefer tadını çıkardık, merak ettiğimiz önemli yerlerini gördük. En önemlisi de Sinan’ın ustalık eserini çocuklara göstermiş olduk.

Yaklaşık 2,5 saat süren araba yolculuğu sonunda Edirne’ye varıyoruz. varır varmaz kendimizi meşhur Edirne ciğercisi Aydın Tava Ciğer‘de buluyoruz. Asıl yeri Edirne merkezinde, ama biz girişteki outlet çarşısındakine gittik. Merkezde çok kuyruk oluyormuş yer bulamayız dedik ama burası da bayağı kalabalıktı. Ciğerden başka köfte menüsü de var. Çünkü bizim çocuklar ciğeri pek sevmedi.

ooMLwwkcRL23nTBAcfFXFQ

Yemeği yedikten sonra istikamet Selimiye Camisi oldu. Resmi tatil günlerinde gezince maalesef kalabalığa da katlanmak zorunda kalıyoruz. Caminin çevresi çok değişmiş. Biz gittiğimizde çok sakindi ve cami ön plandaydı. Şimdi ise!!! Bir sürü dükkan, kazı çalışmaları ( önünde UNESCO kapsamında kazı çalışması var ) , arabalar, park edilmiş arabalar… Neyse, kendisi hala güzel hala dimdik ve asil.

Selimiye’nin hemen aşağısında ki Ulu Cami‘yi diğer adı ile Eski Cami‘yi  geziyoruz. Burayı mutlaka görün. Özellikle duvar yazmaları bir harika. Osmanlı dönemi Türk mimarisinin çok kubbeli ulu camiler tipinin örneğidir.

Özellikle dini yapılarıyla bilinen Edirne’ye gittiğinizde Bizans ve Osmanlı’dan kalma farklı eserlerin de olduğunu görüyorsunuz. Bunlardan biri de Adalet Kasrı. Kırkpınar Yağlı Güreşleri‘nin düzenlendiği Sarayiçi denilen bölgesinde bulunuyor. Osmanlı Saraylarından biri olan Edirne Sarayı’nın günümüze kalan kısımlarından biri. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a 1561 yılında yaptırılmış.  Önünden Tunca Nehri geçiyor ve güzel bir köprü var. Fatih Köprüsü, nehir, kasır görülmeye değer. Şimdi buralar yurtdışında olacaktı da böyle terkedilmiş gibi durur muydu? Bence hayır.

Tunca ve Meriç Nehir‘lerinden geçip Karaağaç’a ulaşıyoruz. Eski tren garını açık hava müzesi şeklinde geziyoruz. Mimar Kemaleddin’e ait olan şimdi Trakya Güzel Sanatlar’ın kullandığı yapıyı, önündeki savaş lokomotifini, bahçedeki Lozan Anıtı‘nı ve müzeleri geziyoruz. Trende resimler çektiriyoruz tabi kalabalığın boşalmasını bekleyerek. 2.Abdülhamit zamanında yaptırılmış olan Edirne Tren Garı  Trakya Üniversitesi Rektörlük Binası olarak kullanılıyor. Karaağaç Tren İstasyonu maalesef güzergah değiştiği için hiç kullanılmamış.

Tunca Nehri üzerindeki Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü ve Meriç Nehri üzerinde ki Mecidiye adıyla da bilinen Meriç Köprüsü‘nde mola veriyoruz. Zaman zaman televizyondan taşma haberlerini aldığımız nehir üzerinde kahvemizi içiyoruz.

Edirne’nin Uzun Kaldırım bölgesinde bulunan küçük Ortodoks Kilisesi olan Bulgar Kilisesi’ni  kapalı olduğu için dışarıdan bakarak geçiyoruz ve Tekirdağ’a doğru yol alıyoruz.