Selanik için genelde gezilecek çok yer yokmuş gibi söz edilir ama şehir Roma, Bizans, Osmanlı kültürlerinin bir arada bulunduğu farklı turistik değerlere sahip. Yunanistan’ın ikinci büyük şehri Selanik için İzmir benzetmesi yapılıyor. Bir saatlik uçuş ile ulaşılması, gerçekten İzmir kordon boyu gibi bir sahile sahip olması, yemek kültürünün neredeyse aynı olması sebebiyle zaten kendinizi pek de yurtdışında hissetmiyorsunuz. Nereleri gezilebilir, biz nerelerini gezebildik listelersek:

1-Beyaz Kule

Uzun yıllar zindan olarak kullanılmış olan kule şehrin sembollerinden. Selanik’in İzmir’e benzetilen sahil şeridinde bulunuyor. Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından yapılmış. Kule Yunanlıların eline geçince beyaza boyanmış ama şu anda rengi normal taş renginde. Aslında beyaza boyanmasıyla ilgili bir çok hikayede var. 1988 yılında Beyaz Kule , Europa Nostra koruma ödülü almış bir eser.

IMG_5100

2- Selanik Şemsiyeleri

Selanik’in ikinci sembollerinden biri de Yunan Heykeltraş Georgios Zangolopoulos‘ın tasarladığı anıt şemsiyeler. Beyaz Kule’den sahil boyunca ilerlediğinizde karşınıza çıkıyor. Gün batımının da keyifle seyredileceği bir nokta.

IMG_5372

3- Atatürk Evi Müzesi

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik’te doğdu hepimiz biliyoruz da doğduğu yeri görebilmek hele de çocuklarla ayrı bir heyecan ve gurur veriyor. Evin hemen yanında Türk konsolosluğu yer almış. Apostolou Pavlou Sokağı, 17 numarada bulunan ev üç kattan oluşuyor ve her katını ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz. Her bir katta Atatürk’ün hayatına ve yaptıklarına dair bilgi edinebileceğiniz açıklamalar ve video çalışmaları bulunuyor. Giriş katında, eskiden evin içinin nasıl göründüğüne dair bir maket de oluşturulmuş. Üst kata çıktığınızda Atatürk’ün bir balmumu heykelini görebilmek mümkün. Hemen karşısında ise doğduğu oda yer alıyor. Alt katta annesi Zübeyde Hanım’ın balmumu heykeli var.

Şimdi gelelim küçük bir eleştiriye. Açıkçası daha farklı bir beklenti içinde oluyorsunuz. Gittiğinizde Atamız’a ait o dönemi yansıtan eşyalar olmasını beklerken boş odalarda sadece tanıtıcı videolar biraz yavan kalmış açıkçası.

img_5119.jpg

4- Aristotelous Meydanı

Şehrin en hareketli ve geniş bir meydanı. Alışveriş mekanları, kafeler, restoranlarıyla cıvıl cıvıl bir bölge. Meydanın en ünlü noktalarından biri Hotel Electra. Otelde konaklamasak da otelin hemen altında bulunan pastanesinin ürünlerine bayıldık diyebilirim.

IMG_5215

5-Arch of Galerius ve Rotunda

Roma İmparatorluğu dönemine ait yapılardan biri olan Rotunda, şehrin en eski dini yapılarından biri. İmparator Galerius tarafından 306 yılında yaptırılmış, kiliseye ve  Osmanlı döneminde camiye  çevrilen yapı , her türlü dini süreçten geçmiş. Minare kısmı hala duruyor. Günümüzde içinde hala ayinler gerçekleştiriliyor, ancak resmi olarak kilise kabul edilmiyor. Gezmek isterseniz pazartesi kapalı diğer günler 9.00 ile 17.00 arası gezilebiliyor. Hemen aşağısında Arc of Galerius kapısı bulunuyor. Üzerindeki heykel işlemeler harika. Kalabalığa bakılırsa sanırım burası insanların buluşma noktası.

6- Agia Sofia Kilisesi

5.yy ‘da eski bir bazilikanın yıkılması sonucu kilise olarak inşa edilmiş. Bir dönem cami olarak da kullanılmış. 1523 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı İbrahim Paşa camiye çevirdiği için İbrahim Paşa Cami olarak da biliniyor. 1912 de tekrar kiliseye çevrilmiş. Camiye çevrildiği zamanlarda yapılan ekler tamamen yok edilmiş. 1988 yılında UNESCO korumasına alınmış.

IMG_5202

7-Bizans Surları ve Bizans Kalesi

Şehrin Ano Poli adlı eski bölgesindeki Osmanlı ve Rum evlerinin bulunduğu şehrin kuzey bölümünde yer alan surları ve kaleyi, Kavala’ya giderken arabayla görme imkanımız oldu. Oldukça yüksek bir noktada yer aldığı için şehrin tüm manzarasına hakim bir yer.

8- Egnatia, Ermou, Tsimiski, Mitropoleos Sokakları

Birbirine paralel bu sokaklar alışverişin canlı olduğu, pastanelerin, yemek yeme mekanlarının olduğu bir cadde. Bizim otelimiz Tsimiski Caddesi’nde olduğu için buralarda bolca vakit geçirdik. Bu caddeleri kesen sokaklarda da tezgahları ile canlı pazar yerleri, tavernalar, Mısır çarşısı havasında yerler, çiçek pazarlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Selanik’te Nerede Kaldık?

Tsimiski Caddesi üzerinde yer alan Le Palace Art Hotel’de de kaldık. Otelin yeri gerçekten çok merkeziydi. Her yere yürüme mesafesinde ulaştık. Kahvaltısı da çok güzeldi. Sadece otel eski bir otel olduğu için mi bilinmez odalarda havalandırma yoktu. Otel girişi apartmana girer bir havada olduğu için, arabayla geldiğiniz de önünde çok bekleyemiyorsunuz ve araba park yeri yok. Biz kiraladığımız arabayı uzak mesafede paralı otoparka koyduk.

Selanik’te Ne Yedik? Nerede Yedik?

Yunanistan’a ne zaman gelsek (demek ki aynı tarihlerde geliyoruz) paskalya kutlamasına denk geliyoruz. Pastaneleri zaten çok şahane ama vitrinler paskalya çörekleriyle süsleniyor. Yunan pastaneleri çok başarılı, çikolata dükkanları harika. Çeşitler karşısında ne alacağınız şaşırıyorsunuz.

Sahilde Türk kafesi Mado bulunuyor. İçinde her türlü tost, çorba, köfte gibi yemekler bulabiliyorsunuz. Çocuklar için bir-iki öğün kurtarıcı oldu. Akşamları genelde gün batımı eşliğinde sahilde bulunan Αγιολί ‘de yedik. Çoluk çocuk yemeklere bayıldık. Çocuklar için çocuk menüsü de var.

Mücver, cacıki, yaprak sarma, greek salatası (foto çekmemişim) çok güzeldi. Yunanistan’a geldiğinizde diğer ülkelerde olduğu gibi yemek anlamında zorlanmıyorsunuz. Bir yere oturup bir şey yemeden içmeden önce masaya mutlaka su getiriyorlar ve genelde suya para alınmıyor.   Hotel Electra’nın pastanesine de mutlaka uğrayın derim. Harika pastaları var. Dondurma, pasta, çay, kahve daha ne olsun. Herkesin gönlü hoş olunca gezilerde güzel geçiyor.

Selanik’ten Ne Aldım?

Sorunun cevabı hiç birşey! Bundan da biraz bahsetmek isterim. Eskiden bir yere gittiğimde illa oranın meşhur biblo, obje ve olmazsa olmaz magnet arayışına girerdim. Son üç seyahattir hiç bir şey almadan böyle şeylere vakit harcamadan dönüyorum. Ben oraya keyif yapmaya gidiyorum, deliler gibi dükkanlara gir, çık, ara, taşı döngüsüne mi diyerekten ve artık daha sade bir hayat tarzı istediğimden artık hiçbir şey almıyorum. Çünkü bir zaman sonra aldıklarım gözüme fazlalık gelmeye başlıyor. En güzeli bol bol gezmek gezmek gezmek. Denenmiştir tavsiye edilir. Ama ben illa bir şey alayım derseniz ve paskalya zamanına denk gelirseniz etrafta geleneksel muma takılmış her türlü hediyelik eşyalara rastlayabilirsiniz.

Bir liman kenti olan Selanik, sokakları, mekanları, kafeleri, pastaneleri, gece hayatı ile yaşayan cıvıl cıvıl bir şehir. Genç nüfus çok fazla. Yürüyerek gezmesi, keşfetmesi çok kolay ve keyifli. Selanikle birlikte Kavala, Meteora ve Halkidiki sahillerini de keşfedince görseli, huzuru, yemeği, kültürü bol bir gezi oldu diyebilirim.IMG_5113