Prag’a kadar gelmişken daha önce gitmediğimiz arabayla 2 saat uzaklıktaki renkli, şifalı şehir Karlovy Vary’yi görelim oradan Almanya Dresden’e devam ederiz dedik.

Erkenden araba kiralayıp düştük yollara. Eski Çek Cumhuriyeti’nin şimdiki Çekya’nın şifalı sularıyla, temiz havasıyla ünlü şehri Karlovy Vary’ye vardığımızda sağolsun İpek koşarken düştü. Çocukla geziyoruz, tabiki arada sırada bir şeyler olmuyor değil. Emir’de eskiden Prag’da elini yakmıştı. Var bu Çekya’da bir terslik! Neyse çok bir şey olmadan atlattık.

1370 yılında İmparator 4. Karl tarafından kurulmuş bu şehrin anlamı Kralın Banyosu demekmiş. Bir çok ünlü Mozart, Tolstoy, Atatürk burayı ziyaret etmiş.Yemyeşil bir şehrin içinde rengarenk binalar, ortasında nehir, sokaklarda şifalı su çeşmeleri, ellerinde buraya özgü bardaklarla su içen insanlarla cezbediyor bizi. Bir de film festivaline denk gelmişiz ki her yer afiş, süs, bir takım hazırlıklar falan vardı şehirde. Onun dışında sakin huzurlu bir şehre benziyor.

Mustafa Kemal Atatürk, 1918 yılında Carlsbad Plaza Oteli’nde tedavi görmüş. Otelin girişindeki tabelada yazıyor.

Nehrin iki yanı rengarenk sıra evlerle kaplı ve yer yer köprülerle karşı tarafa geçiliyor. Nehir boyunca çeşmelerden şifalı su akıyor. Su kaynar su ve tadı biraz fena, tuzlu gibi. Yassı porselen ibrikle sulardan içiyorlar.

Trzni Kolonada adlı ahşap köşk buranın dikkat çekici yapılarından. Şifalı sudan içtikten sonra hazmetmek için üstü kapalı bu bina yürüyüş için kullanılıyormuş.

Kentin içinden geçen Tepla Nehri’nin suları 70 derecenin üstüne çıkıyormuş ve mide, metabolizma hastalıklarına iyi geliyormuş. Buralara gelirseniz ki mutlaka gelin, şehri bir uçtan bir uca, binaların güzelliğine doya doya gezin, şifalı sularından için ve değişik porselenlerinden hediye alın derim. Bir de incecik kağıt helvalarından tatmadan dönmeyin.