2019 yılının ilk seyahati İpek’in tabiriyle kar tatili oldu. Malum İstanbul’a yağmayan, iki serpiştirdiğinde tutacak, okul tatil olacak diye heyecan yaptığımız ama yeteri kadar yağmayan kara özlem duyarak hem kar oynamak hem kaymak için Kayseri’yi seçiyoruz. Erciyes Dağı Kayseri merkezine 25 km kadar bir mesafede olduğu ve dağ yolu çok rahat ve geniş yapıldığı için ulaşım çok rahat. Bu nedenle otel için Radisson Blu Kayseri‘yi seçiyoruz ve dağa her gün otelden gidip geliyoruz. Bizim gibi şehirde kalmak istemezseniz tabi ki dağdaki otelleri de tercih edebilirsiniz. Her zamanki gibi otelde on numara bir oda verdiler ve sabah kahvaltısı şimdiye kadar gördüğüm en iyi Radisson Oteli kahvaltısıydı. 

Merkezden dağa ulaşmak için otelin servislerini kullanabilirdik ama kişi başı 100 TL ve biz dört kişi olduğumuz için bir hayli pahalı bulduk. O kadar yolu taksiyle gitmek hem konforlu hem de daha ucuz. Çünkü 100 TL ye taksiyle ulaşılıyor. Şehiriçi belediye otobüsleri de varmış ama çocuklarla zor olur diye tercih etmedik.

Dağda her türlü kayak ekipmanı kiralayacak dükkanlar mevcut, fiyat sormak gerekiyor. Biz kızak, kayak malzemesi, kask kiraladık. Kıyafetlerimiz vardı ama olmayana o da var.

Her gün, kızakla kaydık, kayak yaptık, sucuk ekmek yedik, kar oynadık. Hiç üşümedik, üstelik güneşte bizimleydi. Güneş gözlüğü almayı akıl etmişiz ama güneş kremini etmemişiz. Özellikle İpek’le ikimiz bir yandık ki sormayın. Dönünce dudağımda uçuk çıktı, İpek’te ise vücut alerjisi. Dağ ikimizi çarptı resmen.

Hacılar, Tekir, Hisarcık ve Develi mekanik tesislerinden kayılabiliyor. Akşam kayağı da yapmak mümkün. Pistler zorluk derecelerine göre değişiyor.

Biz öğle yemeklerinde dağ çok kalabalık olduğu için 5 dakika yürüyerek yakındaki Kaytur’da yedik. Aynı yerde dağdan gelen suyun doldurulduğu çeşmeler ve muhteşem Tekir tatlıcısı var. Yemek yemeseniz de tatlıcıya mutlaka uğrayın ve özellikle çıtır çıtır halka tatlısından yiyin.

Biz burayı çok sevdik ama  cumartesi pazar çok kalabalık oluyor. Çevre illerden gelen çokmuş. Bu nedenle tatili mümkün olduğunca hafta arasında ayarlamak lazım. Yoksa telesiyej kuyrukları uzayıp gidiyor ve kaymak için zaman kaybı oluyor.

Akşamları Kayseri’de mantı yemek için bir iki restorana gittik. En meşhuru ve tavsiye edileni Kaşık-la Mantıcısı‘ydı ama biz buranın mantısını çok beğenmedik. Sonuçta Migros’ta satılanlardan hiç farkı yok. Sonradan gerçekten fabrikasyon olduğunu öğreniyoruz. Başka tattıklarımız yağ mantısı, kağıtta pastırma ve yağlama yemekleri. Yağ mantısı biraz daha güzeldi ama muhteşem bir lezzet bulamadık. Benim burada tavsiyem Mix Kayseri Yaşam merkezi içindeki Çemen’s Gurme Mutfak‘ta özellikle tepsi mantısı yemek. Garson kızcağız mutlaka yiyin dedi dediği kadar varmış gerçekten.

kayseri mantısı
yağlama
yağ mantısı
kağıtta  pastırma
tepsi mantısı

Kayseri’de gezilecek yerlerden en merak ettiğim Kayseri Lisesi Milli Mücadele Müzesi‘ydi. Bu liseden iki cumhurbaşkanı ve ünlüler çıkmış. Ayrıca Sakarya Muharebesi için giden son sınıf öğrencilerinin dönmediği ve mezun verilemediği için müzede o kişilerin diplomaları da yer alıyor.

Genel olarak şehirde görülebilecek yerler; Döner Kümbet, Kayseri Kalesi ( gezilemiyor), Gevher Nesibe Müzesi (Tıp Müzesi), Hunat Hatun Külliyesi ve camisi, Cumhuriyet Meydanı ve saat kulesi.

Yurdum insanı meğer ne kayak severmiş. Öyle kayak kıyafeti, bot, kask umursamadan herkes normal kıyafeti ile (hatta topuklularla falan da gelen vardı) akın akın dağa geliyor. Malum herkesin elinde telefon. Tabi gezmek herkesin hakkı ama gördüğüm insan manzaraları karşısında şaşırmamak mümkün değildi. Bu nedenle Uludağ, Kartepe ve Erciyes için şehre yakın olması ve günübirlik gelenlerin çokluğu açısından buraların yerine kayak yapmak için daha sakin yerleri tercih etmek gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiyle ve seyahatle kalın…