Pula’dan 43 km uzaklıktaki Rovinj, Istria Bölgesi’nin bana göre açık ara en güzel şehri. Yaklaşık iki bin yıllık geçmişe sahip ve bir zamanlar İtalya’nın egemenliğinde kalmış. Bu nedenle Pula gibi burası da içinde çokça İtalya hissettiriyor.

rovinj ile ilgili görsel sonucu
resim internetten total-croatia-news.com’dan alınmıştır.

Şehre geldik, bende bir heyecan… Bir an önce fotoğraflarını görüp bayıldığım şehri gezmek için sabırsızlanıyorum. Eski şehri gezmek üzere sahile doğru geliyoruz ama arabayı bırakmak için 3-4 kere turluyoruz derken şehrin üst kısmında boş bulduğumuz bir sokak arasına park edip merkeze yürüyoruz. Sokak aralarına park etmek bile ücretli. Makine koymuşlar, kendi kendine park ettiğini kaç saat kalacağını beyan ediyorsun. Denetlerlerse ciddi cezaları var. Yani benim gibi aklınızdan aksi bir şey geçirmeyin.

Sahile geldiğimizde irili ufaklı teknelerin ve denizin arasından martı çığlıkları eşliğinde o muhteşem manzara görünüyor.

Duvarlarla çevrili eski şehrin ayakta kalan 3 kapısının arasından geçip sürpriz dolu sokaklar gezilebiliyor. Sahildeki meydanda yer alan çeşmede biraz soluklanıp biz Balbi Arch kapısından kendimizi içeri atıyoruz.

Şu sokaktan girin bu sokaktan çıkın diye bir şey söylenemez burada. Sokaklar sürprizlerle dolu. Gözünüze hangi sokağı kestirirseniz oraya doğru ilerleyin. İlginç butikler, sanat galerileri, binaların arasına asılmış çamaşırlar, pencerelerin önlerine dizilmiş çiçekler, eskimiş duvarlarıyla rengarenk evler, taşlı sokaklar… daha neler neler var. En güzeli de kıyıdaki evler denizle son buluyor. Bazılarının kapıları denize açılıyor.


Daracık sürprizli sokaklardan yukarı Saint Euphemia Katedrali‘ne doğru tırmanıyoruz. Tepede yer alan ve Rovinj’in simgesi olan kilise tüm şehre hakim olmuş. Türkiye ile de bağlantısı şöyleymiş; İstanbul Kadıköy’de yaşayan Euphemia Hıristiyanlığı kabul eden ilk Bizanslılardanmış. Euphemia’yı azize mertebesine yükselten; Hıristiyan olmasından dolayı gördüğü korkunç işkencelerle öldürülmesiymiş. Söylentiye göre 800 yıllarında Euphemia’nın lahdi yüzerek İstanbul’dan Rovinj’e gelmiş.

Pietra Ive Caddesi Rovinj’in en geniş ve uzun caddelerinden biri. Şehrin de en renkli caddesi burası. Sahil tarafında bir pazara da denk geliyoruz. Küçük sevimli yiyecek içecek pazarına bakıp geçiyoruz.

Huzur dolu sokakların tadını çıkardıktan sonra tekrar sahile inip bu sefer martıların çığlıklarını dinleyerek eşsiz manzarayı beynimize kazıyoruz. Biz bir günümüzü buraya ayırdık ama burada bir kaç gün konaklamak da güzel olurdu diye iç geçirip Pula’ya dönüyoruz.