MALAGA

Endülüs gezimize, Türk Hava Yollarının direkt uçuşu bulunan Malaga şehri ile başladık. Uzun zamandır görmek istediğim bir bölgenin ilk başlangıcı için oldukça heyecanlıydım. Havaalanından otele şehiriçi otobüsle gittik. Otobüs hattı Linea A ile hem ucuz (3 euro) hem de yaklaşık 15 dakika süren bir yolculukla otelimiz İbis Malaga Centro Ciudad‘a vardık. İbis Oteller bilindiği gibi odaları küçük olduğu için iki oda almak zorunda kaldık. Otel hem şehirde gezilecek yerlere yürüme mesafesinde hem de gayet temiz ve güzel bir otel. Yalnız biz kahvaltısız sadece oda almıştık ama kahvaltı yapılacak bir yer göremediğimiz için sabah kahvaltılarını da günlük ödeyerek otelde hallettik. Kahvaltısı da gayet güzeldi. Malaga’da ertesi gün araba kiraladık ama şehir merkezini gezerken arabasız yürüyerek gezdik. Çünkü gezilecek yerler genelde iç içe bir arada.

Malaga’da Gezilecek Yerler

Malaga Katedrali: Rönesans üslubuna uygun olarak 1528 ile 1782 yılları arasında inşa edilmiştir. Orjinal olarak iki kule yapılması gerekirken tek kule olarak inşa edilmiş ve La Manquita ismi verilmiş. Katedralin olduğu cadde trafiğe kapalı bir cadde ve çok sayıda irili ufaklı dükkanlarla dolu. Ayrıca katedralin hemen yanında yer alan güzel bahçesi de görülmeye değer.

Picasso Müzesi: Pablo Picasso’un doğduğu yer Malaga olduğu için burada 2003 yılında açılan müze binasında Picasso’nun ailesinin bağışladığı 285 Picasso eseri sergilenmektedir. Müze Buenavista Sarayı denen binada yer almaktadır. Bilgi almak için; https://www.museopicassomalaga.org/en/

Gibralfaro Kalesi: Kale şehrin en yüksek noktasında yer alıyor. Sıcağa rağmen kıvrıla kıvrıla giden, merdivenli, çiçekli sokaklardan kaleye tırmandık. 14.yüzyılın başlarında 1. Yusuf tarafından Fenikelilerden ve bir deniz fenerinden esinlenerek inşa ettirilmiş. Katolik Krallığına karşı 3 ay süren başkaldırışın merkezi olduğu için şehrin direnişinin simgesi olmuş. Kaleden şehrin görüntüsü gerçekten çok güzel, iyi ki sıcağa rağmen tırmanmışız.

Mercado Central de Atarazanas: Bir şehri bir ülkeyi tanımak için oranın yerel pazarlarını gezmek gerekir. İşte burası da onlardan biri. 14.yüzyılda inşa edilmiş bu kocaman kapalı renkli yapı günümüzde pazar olarak hizmet veriyor. Dolaşmaya, alışverişe doyamayacaksınız. İçinde taze çeşit çeşit meyve sebze, balık çeşitleri, deniz mahsulleri, baharatlar vs. daha neler neler var. Biz gerçekten bayıldık. Çarşının içinde küçük lokantalar, ayakta atıştıracak mekanlar var. Malaga’nın merkezinde ve otele yakın olduğu için biz bir kaç kere uğradık.

Plaza de Toros de la Malagueta: 1876’dan beri İspanya’nın kültürel bir varlığı olan Malaga’nın boğa güreş alanı. Bilindiği gibi İspanya demek boğa güreşi demek olduğu için hemen hemen her şehirde bu alanlardan var. İlk etkinlik burada 1876 yılında yapılmış. Biz burayı Gibralfaro Kalesi’nin manzarasıyla gördük.

Malaga Limanı: Costa del Sol sahilinde bulunan uluslararası, İspanya’daki en eski ve Akdeniz’deki en eski limandır. Limanın yakınındaki plaj ve çevresini gezdik. Kesinlikle deniz tatili için de gelinebilecek bir şehir olduğuna karar verdik. Mayonu çantaya at, şehirde yürüme mesafesi ulaşıp denize gir, tek kelimeyle harika. Ayrıca liman akşam çok çok hareketli oluyor. Sokak müzisyenleri, sokak pazarları, kalabalık, müzik, eğlence ile renkli akşamların tadını çıkarıyoruz.

Larios Caddesi: Ünlü markaların mağazalarını bulabileceğiniz trafiğe kapalı bir cadde. Bu nedenle de rahatlıkla gezilebiliyor. Benim İspanya’da favori mağazalarım Ale-Hop, Parfois, Desigual gibi mağazalar. Ayrıca Zara, Mango gibi İspanyol mağazaları da buralarda bol miktarda bulabilirsiniz.

Malaga’da Yemek Yenilecek Tavsiyeler

El Pimpi: Müze tadında bir restoran. Lezzetli tatlar eşliğinde değişik bir ambiyans arayanlara şiddetle tavsiye ederim. Yemek yemeseniz bile mutlaka şöyle bir içini gezin derim. https://www.elpimpi.com/ yalnız turistik olduğu için dolu olabiliyor ve biraz kuyruk bekleyebilirsiniz.

Casa Aranda: Burada meşhur İspanyol ”churros” ların tadına bakmadan geçmeyiniz. Bizdeki tulumba tatlısının uzunları gibi düşünürseniz çikolataya batırarak yeniliyor. Kahveleri de gayet başarılı. Yorgunluğun üzerine kahveler eşliğinde iyi geldiğini söyleyebilirim.

Hard Rock Cafe Malaga: Yurtdışına çıktığımızda geleneksel Hard Rock Cafe varsa mutlaka gideriz. Burası da liman da yer alıyor ve üst kat açık terasında manzara eşliğinde klasik menülerimizin tadına varıyoruz.

GRANADAEL HAMBRA SARAYI

Malaga’dan Granada yaklaşık arabayla 1 saat 35 dakika sürüyor. Granada’ya gitme amacımız meşhur El Hamra Sarayı’nı görmek. Yaklaşık üç ay önce internetten biletlerimizi aldık. İyi ki de almışız. Çünkü kapıda bilet yok yazıyordu. https://tickets.alhambra-patronato.es/en/ Genel bilet 14 euro, biz Nasriddin Bölümü için de bilet aldık o da 8 euro idi. Yalnız bu bölüm için saate göre bilet alınıyor ve o saatte sırada olmak gerekiyor. Yoksa içeri almıyorlar. Çünkü UNESCO El Hamra’yı koruma amaçlı günlük ziyaret kotası uyguluyor.

8.yy’da İspanya’yı işgal eden Kuzey Afrikalı müslümanlar tarafından inşa edilmiş saray gerçekten muhteşem bir yapı. Elhamra’ya basit bir kapıdan giriliyor. İçeri girdikten sonra başka bir aleme geçmiş oluyorsunuz. Hangisine hayran kalacağımızı bilemediğimiz detaylarla büyüleniyoruz. Nakışın, oymanın, sütunların, tavanların, seramiklerin, yeşilin, su oyunlarının yansımaların tadına varıyoruz. El-Hambra Sarayı detaylı yazı için şuraya TIK TIK

Saray büyük kompleks bir yapı olduğu için tüm günümüz burada geçti. Hava o kadar sıcaktı ki ara ara dondurma, içecek molası verdik.

Sarayı gezdikten sonra Albaicin Bölgesi‘nden sarayın tümünü görebilir, Ortaçağ’dan kalma Moro mimarisinin önemli örneklerinden kabul edilen dar caddelere sahip mahallelerin tadını çıkarabilirsiniz. 1984 yılında El Hamra Sarayı ile birlikte bu bölge Dünya Mirası ilan edilmiş. Yalnız siesta zamanı sokakları gezdiğimiz için tam bir terkedilmiş bölge havasındaydı.

Malaga ve Granada bizden tam not aldı. İkinci durağımız Sevilla’ya geçiyoruz. Sevilla’da ne yaptık nereleri gezdik merak edenlere TIK TIK